FotoTrek Seminerleri            
             
FOTOTREK
FOTOGRAF MERKEZİ

İstiklal Caddesi
Mısır Apt. No : 311 K. 1 D.3
 Beyoğlu - İstanbul

0.212.251 90 14
0.212.245 78 57

fototrek@fototrek.com
 
 
 
 Fototrek E-posta Listesi
Listemize kaydolmak için e-posta adresinizi lütfen aşağıdaki boşluğa yazınız
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

   

Abbas

 
 











 

“Benim işim tanrı ve dinler arasında dönen ekonomi,sosyal ve politik fenomeni tüm çıplaklığıyla sunmak.”

Soyadını kullanmayan Abbas,1944 yılında İran’da doğdu,çocukluğunu belgesel fotografçı  olmasına sebep olan özgürlük savaşının ortasında Cezayir’de geçirdikten sonra henüz onsekizindeyken eğitimi olmadığı halde Cezayir Gazetesi’nde yarı zamanlı ilk işine başladı.İşten aldığı keyif onu İngiltere’ye sürükledi ve kitle iletişim eğitimi aldı.68-69 yıllarında Olimpik Komitesine fotograf çekti ve 70lerin başında ilk tam zamanlı işine Genç Afriha gazetesinde başladı.Uzun yıllar Biafra ,Bangladeş,Kuzey İrlanda,,Güney Vietnam ve Afganistan’da zıtlıkları,felaketleri,savaşları fotograflayarak gazeteci-fotografçı kimliğini iyice oluşturdu.

70’lerin sonuna doğru hızla gelişen benzin endüstrisiyle değişen sosyal ve ekonomik değişikliği fotograflamak üzere İran’a döndü.Bu yıllarda İran’da çektiği fotografların adeta kendi dilleri vardı.77 yılında Tahran’da bir kuaför salonunda saç rengini değiştiren bir kadını  fotograflaması henüz gerçekleşmemiş 78 devriminden açıkça bahsediyordu. “Devrim önce küçük çalkantılar olarak başladı,daha sonra bu çalkantılar birleşip koca bir deprem oldular ve ben sadece sokağa çıkıp bu depremi fotografladım” diyen Abbas’ın diğer foto-muhabirlerden farkı en bilinen en görünen olayları fotograflamak yerine devrimi insanların ruhlarından,saç renklerinden yansıtmaktı.80’de İran’dan ayrıldı ve uzun süren İran çalışmalarının ilk sonucu ‘La Revolution Confisquée (el konulmuş devrim)’ kitabıyla birlikte dünyayla tanıştı.Bu başarısıyla 81’de dünyanın en önemli foto-muhabir kulübü Magnumphotos’a üyelik hakkı kazandı.Ardından 15 yıl İran’ı daha pasif olarak fotograflamaya devam etti ve 95’ten itibaren yeniden düzenli olarak İran’a gidip gelmeyi sürdürdü ancak bu kez şehrin politik gelişimiyle ilgileniyordu ve İslamiyet içindeki derin yolculuğuna başlamış oldu. Din kavramı,kadının İran’daki yeri doğrular ve günahlar üzerine sayısız fotograf çekti.İran serüveni devam ederken 98-01 yılları arasında Magnumphotos’un başkanlığını üstlendi.70lerden itibaren  İran’la yaşadı,şehrin tüm değişikliklerini gözlemledi ve bu 30 yılın sonunda adeta tarihi bir belge niteliğindeki en önemli kitabı ‘İran Diary (İran günlüğü)’nü bastı. Kitap Amerika,Asya,Avrupa,Avustralya ve Afrika’nın çok büyük bir bölümünde yayımlandı ve dünyanın bir çok yerinde kitaptaki fotograflar sergilendi,2003 yılında Türkiye’de bu sergiye ev sahipliği yaptı.

Dünya fotografçısı, seyahat tutkunu Abbas 83-86 yılları arasında Meksika’yla tanıştı ve bu buluşma önce ‘Return To Mexico(Meksika’ya Dönüş)’ ardından 93’te hem fotografların hem de tecrübelerinin yer aldığı ‘Through Ferey Eyes’ı yarattı.

11 Eylül 2000 terör saldırısından sonra Amerika’nın tavrı onu Hristiyanlığı incelemeye yöneltti. Hristiyanlığın batı kimliğine bürünmesiyle Animism’e yöneldi.11 Eylül 2001’de her türlü şiddeti eleştiren sergisini New York’ta açtı.

Kendi fotografını hayattan gelen,kendiliğinden oluşan,havada asılı bir an olarak değerlendiren Abbas ilk fotograf çektiği andan beri siyah-beya,35mm,dikdörtgen formatını hiç değiştirmedi.geniş açının konu çokluğu nedeniyle ilgiyi dağıttığını ve kolaya kaçmak olduğunu düşünüyor.21 mm’yi tam bir tembellik olarak değerlendirip söyleşilerinde öğrencilerin 21mm’lerine el koysada, Eugene Richards gibi geniş açıcıları es geçmiyor. Renkli dünyayı siyah beyaz çekerek insanlara yalan söylemiş gibi göründüğünü ancak onun objeftifinden renkli dünya içindeki yaşamın siyah beyaz göründüğünü söyleyen Abbas dünya sorunlarına olan duyarlılığını bir kez daha dile getiriyor.

Sürekli seyahat etmesine rağmen 70’den beri evi Paris’te.Tam bir paris tutkunu olmasının sebebini Paris’teki az bozulmuş fiziksel yapı,sınırsız kültürel aktiviteler ve mesleğinin kıymet görmesine bağlıyor.

Tüm bu fotografların arkasında portrait çekmeyi sevmeyen, başka bir deyişle makine elindeyken gözünü limitleyemeyen,meraklı bir insan gizli. Abbas’ın en büyük zevki ziyaretçilerin tepkilerini gözlemleyebilmek için kendi sergilerine katılmak ve ziyaretçilerin  fotografları anlayış biçimleri içinde kaybolmaktır.Halen Magnum üyesi,insanlık problemlerine herzaman duyarlı,günümüzün en önemli belgesel fotografçılarından Abbas,başarısını şu sözlerle tanımlıyor “Makineme bir film takıp sokağa çıkıyorum ve fotograf çekiyorum,işte hepsi bu”. 

KAYNAKÇA
http://www.fotografvakfi.org/turkce/haberlist.asp?haber_id=17
 
http://www.monde-diplomatique.fr/2003/01/RIPOLL/9890?var_recherche=abbas
http://www.photographie.com/?pubid=102528
http://livres.lexpress.fr/critique.asp?idC=5017&idR=12&idTC=3&idG=8
http://ateliercfd.free.fr/medialibre/imagesweb/enc4.htm

  

 

biz kimiz - seminerler - geziler - etkinlikler - atölyeler - galeri - linkler

Bütün hakları saklıdır. Copyright 2002 - FOTOTREK

Tasarım ve Uygulama -  Fikirkutusu.com