FotoTrek Seminerleri            
             
FOTOTREK
FOTOGRAF MERKEZİ

İstiklal Caddesi
Mısır Apt. No : 311 K. 1 D.3
 Beyoğlu - İstanbul

0.212.251 90 14
0.212.245 78 57

fototrek@fototrek.com
 
 
 
 Fototrek E-posta Listesi
Listemize kaydolmak için e-posta adresinizi lütfen aşağıdaki boşluğa yazınız
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

   

Eugene Smith

 
 













 

"Ben, fotografçılığın ne kadar potansiyelinin olduğunu bulamadım. Her ufuk, her erişim noktası, yeni bir uzaklığı açığa vuruveriyor. Beni sorarsanız; her zaman sadece eşikteyim..."

 William Eugene Smith, 30 Aralık 1918 tarihinde Kansas eyaletinin Wichita kasabasında doğmuş ve eğitimini burada tamamlamıştır. 1924-1935 yılları arasında Katolik İlk ve Ortaokulu’nda öğrenim görmüştür. 14 yaşındayken havacılığın her türlü alanına, ilgi duymuştur. Uçak dizaynı ve mühendisliğine duyduğu ilgi fotografla tanışmasını sağladı. Hevesli bir fotografsever olan annesinden ödünç aldığı kamerayı, Wichita Havaalanına yaptığı ziyaretlerde ve uçuculuk dersleri için kullanıyordu. Daha sonra fotograf Smith için ön plana geçmeye başladı ve lise yıllarını fotograf çekerek geçirdi.

1933 ve 1935 yılları arasında ilk fotograflarını çektikten hemen sonra basın fotografçısı Frank Noel’in cesaretlendirmesi ile Wichita Eagle ve Wichita Beacon gibi yerel gazetelerde çalışmaya başlamıştır. Daha çok spor ve kasırga, kuraklık, çekirge istilası gibi hava ile ilgili felaketlerin fotograflarını   çekiyordu. İlk çalışmalarında Martin Munkacsi’nin fotograflarından etkilenerek fotograflar üretmiştir. Fakat daha sonra Smith bu ilk çalışmalarının çoğunu,içinde yaşadığı çağın gerçekliğini yansıtmaktan yoksun olduğu için yakacaktır “Zamanlama konusunda sezgim, zayıf bir tekniğim ve yorumcu anlayıştan uzak, yaşanan olayın gerçekliğine duyduğum heyecanım vardı. Derinden hareket ettiğim halde konuyla iletişim kuracak güce sahip değildim.”

1936 yılında yaşanan babasının intiharı ile ilgili haberlerin gazeteler tarafından çok çarpıtılarak aktarılması, Amerikan basının rolü ve standartları hakkında Smith’i düşünmeye iter. Smith bu gelişmenin ardından, foto-muhabirlik üzerinde çalışmaya, ancak kendi deneyimlerini yüksek standartlar seviyesinde tutmaya karar verir.

Aynı yılın sonbaharında liseden mezun olan Smith, Notre Dame Üniversitesi’nin Fotograf Bölümü’ne özel bursla girdi. Fakat okulundaki basmakalıp istekler onu sıkmıştı ve ertesi sene okulu terk etti. Araştırmalarına aralıksız devam eden Smith New York’a gider, burada önce Life, sonra da News Week dergisinde kadrolu olarak çalışmaya başlar. 1938 yılında kurallara uymayarak minyatür kamera kullandığı için News Week Dergisi’nden kovulur.

Smith artık işsizdi, ve sadece karnını doyurmak için hoşlanmadığı işler yapmaktansa aç kalmaya razıydı. 1938-1939 yılları arasında Black Star Fotograf ajansında freelance fotografçı olarak çalışır. Fotografları Life, Collier's, The American, The New York Times, Harper's Bazaar, ve diğer periyodik dergilerde yayınlanmaya başlar. Ama hiç bir zaman bu işlerde prensiplerinden ve dürüstlüğünden taviz vermedi. Hiç bir zaman haberleri, babasının ölümünden sonra yapıldığı gibi çarpıtmadı.

1938-1941 yılları arasında Life dergisinde kadrolu fotografçı olarak çalışmaya başlar. Life muhabiri olarak, 2. Dünya Savaşı sırasında Pasifik Savaşını havadan, karadan ve denizden, savaş olgusunun merkezine ulaşabilme ümidiyle fotograflar, kendi deyimiyle ‘
fotografın kalbine gömülecektir’.


"Çok zaman binlerce kilometre yol, aylarca süren çalışmalar sonucunda elde ettiğim fotografları beğenmeyip yırtıp attığım olmuştur. Unutmayınız ki insan hafızası yorulmadan, olayları bir anda kavramak ister. Öyleyse çekilecek fotografta birçok şeyi bir anda anlatabilmek lazım..."


İstediği fotografı çekebilmek için her türlü riski göze alan  Smith 23 Mayıs 1945 tarihinde Okinowa’da ciddi biçimde yaralanır. Yüzüne isabet etmeden önce sol elini yaralayan mermi, iki yanağında da büyük tahribata ve birçok dişinin kırılmasına yol açmıştır. Hastanedekilere : “ Eğilmeyi unuttum ama bunu yapanın harika fotograflarını çektim... sonunda herkes eğilirken, ayakta kalmamın cezası beni yakaladı.” demiştir.

Smith, iki sene boyunca tedavi görür. İyileşme sürecinin ardından “Bir daha fotograf çekebileceğimden bile emin değildim.” derken, kamerasına güçlükle taktığı filminin ilk karesiyle “Cennetin Kapısına Yürüyüş” adlı en ünlü fotograflarından birini çeker. Smith, kendi çocuklarını fotografladığı bu kareyle arasında özel bir bağ olduğuna inanıyor. İki yıl aradan sonra çektiği ilk karenin özel olması gerektiğini düşünüyordu; “Bu tesbitimden ötürü neredeyse umutsuzdum, bir nedenden ötürü ilk pozun ayrı bir yerinin olması gerektiğinde ısrar ediyordum. Asla tam olarak neden böyle istediğimi anlayamadım, neden ikinci poz değil de ilk pozun olması gerektiğini. Neden? Eğer bu fotografı bugün çekemezsem haftaya çekemezdim, ki o gün bütün endişelerime, bütün nedenlerime karşı kendimle savaştım...”

İngiliz kompozitör Frederick Delius’un çalışmasından esinlenerek isimlendirilen bu fotograf Smith’in “The Family Of Men” adlı çalışmasının son fotografı olarak da sergilenir. Smith fotografa 1947 yılında yine Life dergisiyle geri döner. 1954 yılına kadar bu dergide çalışmasını sürdürür. Bu dönemde “Country Doctor” (1948), “Hard Times On Broadway” (1949), “Spanish Village” (1951), “Nurse Midwife” (1951), “A Man Of Mercy (about Dr. Schweitzer in Africa)” (1954) gibi çok tanınan bazı çalışmalarını üretir...

Buradaki son foto-röportajı olan, Nobel ödüllü doktor Albert Schweitzer' in Afrika' daki tıbbi misyonerlik çalışmalarını fotografladığı projesine Life dergisinin kendi isteği dışında “Merhamet Adamı” ismi koyması, Smith’in dergiden ayrılmasına neden olur.

W. Eugene Smith'in Life’a mektubu; negatiflerinin dergide kalmasına karşı çıkıyor. ‘’Negatifler, tıpkı birer defter gibidir, yanlış başlangıçlar, geçici hevesler, zayıf taslaklar veya iyi taslaklar olabilirler, ama asla bir fotograf çalışmasının tamamlanmış hali değildir onlar. Fotografın tamamlanmış hali, basılmış halidir, bu bir dergi için en iyi yatırımdır. En iyi fotograf, tamamlanmış fotograftır. Benim negatiflerim özeldir, tıpkı yatak odam kadar özel..."

1955 yılında Magnum Ajansına katılır. İzleyen dönemde de bu ajansta birçok büyük projeye imza atar. Bunların en büyüğü Pittsburg şehrinin fotograflanması projesidir. Pittsburg o dönemde, Amerika' nın hızla gelişen ve hava kirliliğinin en fazla olduğu şehridir. Bir şehirsel dönüşüm projesi başlatılmıştır ve Smith, projeji görüntülemek üzere görevlendirilir. Şehirde kiraladığı bir daireyi hem konaklamak hem de karanlık oda çalışmaları için kullanır. Kendisine bir asistan ve bir rehber bularak, 1955 yılında altı ay, 1957 yılında da birkaç ay çalışarak bu şehirde 14.000' in üzerinde fotograf çeker. Kendisi için ayrılan bütçenin tamamını harcadığı gibi, kişisel birikimini de bu iş sürecinde tüketir. Tüm kaynakları tükenen sponsorlar, projeyi ancak 1964 yılında ve sadece 64 fotograftan oluşan bir kitap ile tamamlayabilirler.

Ancak Pittsburg projesi, Smith' in foto muhabirliği çalışmalarını farklı bir boyuta taşıması ve meslektaşlarını yönlendirmesi bakımından bir dönüm noktasıdır. Pittsburg’un günlük yaşamı ve sanayileşme sürecini fotograflarına yansıtan Smith, 1960’ların sonunda yine A.B.D.’de ortaya çıkan, kavramlaştırılması eğitimci Nathan Lyons tarafından yapılan “Sosyal Manzara” fotografına da kaynak oluşturmuştur.

Pittsburgh çalışması devam ederken, 1956 yılında Smith Amerikan Mimarlık Kurumu tarafından modern Amerikan mimarisini renkli film ile fotograflaması için görevlendirilir. Üzerinde bir yıl çalışan proje, Washington’daki Milli Sanat Galerisi’nde sergilenmiştir.

1957 yılının başında kendini çalışmalarına adamak için, ailesini bırakıp New York’ta bir çatı katına taşınır. Smith zamanının çoğunu dairesinden dışarıyı, kendisiyle benzer hayatlar süren sanatçı ve müzisyenleri fotograflayarak geçirir. Dairesinde altı kamerayı çekime hazır bulunduran Smith hiç bir anı kaçırmak istememektedir. Penceresinden çektiği bu fotograflar daha sonra "Let Truth Be the Prejudice" isimli çalışması olacak ve 1970 yılında New York’taki Yahudi Müzesi’nde sergileneceklerdir. 

1959 yılında Magnum Ajansı’ndan ayrılan ve serbest fotografçı olarak çalışmalarına devam eden Eugene Smith, çeşitli yerlerde belgesel fotograf üzerine özel dersler vermiş, konferanslar düzenlemiş ve sergiler açmıştır. Bununla beraber birçok ödüle de layık görülmüştür.

1957-1968 yılları arasında New York’taki ‘komşularını’ fotografladığı projeyi gerçekleştirir: ”The Loft From Inside In”. Smith, müzisyeninden, ressamına, yönetmenine kadar birçok renkli ismi içinde barındıran bu sokağın, bu binanın adeta gözü, kulağı olmuştur. Her türlü kayıt yöntemiyle takıntı derecesinde ilgiliydi. Tanımadığı komşularına rağmen binanın her yerine mikrofonlar koymuştu, böylece binada olan her sesten, her konuşmadan haberdar olabilecekti. Ciddi bir karanlık fobisi yüzünden acı çekse de, komşularıyla bohem bir hayat yaşamış ve içine yaratıcılıkla dolu yüzlerce fotograf sığdırmıştır.

"Let Truth Be the Prejudice" adlı çalışmasının ardından 1971-1975 yılları arasında Smith son projesi olacağı, Minamata köyünü fotograflamıştır. İkinci eşi Aileen Mioko Smith ile Japonya’ya yerleşen Smith son önemli projesinde, bu balıkçı kasabasındaki endüstriyel kirliliğin kurbanı olan köylüleri, cıvadan zehirlenen bir kasabayı fotograflamıştır. Bu proje için sağlığını dahi tehlikeye atmaktan çekinmez. Bu çalışması nedeniyle kimyasal madde üreticilerinin kötü bir saldırısına uğrar ve Amerika'ya dönüşünde aktif gazetecilikten vazgeçip sergiler açar.   Pittsburg projesi ile yapmayı bir ölçüde başardığı, ancak istediği ölçüde kitlelere ulaştıramadığı için bir ölçüde de başarısız bulduğu, fotoröportaj anlayışını değiştirme çabasını Minamata projesi ile sağladığını söyleyebiliriz. Çünkü röportajların yayınlanması bölge halkının yaşamını değiştirecektir.

 W. Eugene Smith 1978 yılında Tucson, Amerika’da öldü. Arkasında belgesel fotografçılığın en önemli fotograflarından bir bölümünü miras bıraktı. Kendi hayatını, fotografladığı konularla bütünleştiren yaklaşımı, foto röportaj kavramının değişmesini sağlamıştır. Çalışmaları güzel sanatlar fotografçılığıyla belgesel fotografçılık arasındaki köprü görevini görmüştür.  Sonunda Smith’in bize en büyük hediyesi, basın fotografçılığının hep aradığı konularındaki insanlık ve derinlik duygusunu göstermekteki ısrarı olmuştur. 

Kaynaklar :
W. Eugene Smith : The Camera As Cosciense
W. Eugene Smith : Hıs Photographs And Notes

http://www.masters-of-photography.com/S/smith/smith_articles1.html
http://www.photo-seminars.com/Fame/eugesmith.htm
http://www.smithfund.org/biography.html
http://www.pbs.org/wnet/americanmasters/database/smith_w.html
http://ilef.ankara.edu.tr/fotograf/yazi.php?yad=2213

Serkan Taycan ve Burcu Bilgin’e yardımlarından dolayı teşekkürler.

Eserleri :
 
“Folk Singers” (1947)
 “Trial By Jury” (1948)
 “Country Doctor” (1948)
 “Life Without Germs” (1949)
 “Great Britain” (1950)
 “Spanish Village” (1950)
 “Recording Artists” (1951)
 “Nurse Midwife” (1951)
 “Chaplin At Work” (1952)
 “The Reign Of Chemistry” (1953)
 “My Daughter Juanita” (1953)

 “
Man of Mercy” (1954)
 “Portraits (1947-1952)
 “Pittsburgh (1955-1956)
 “As From My Window I Sometimes Glance... (1957-1958)
 “The Loft From Inside In” (1957-1968)
 “Political Protest” (1951-1969)
 “The Walk to Paradise Garden (1959-1975)
 “Hitachi” (1961-1962)
 “Minamata” (1971-1975)

 

biz kimiz - seminerler - geziler - etkinlikler - atölyeler - galeri - linkler

Bütün hakları saklıdır. Copyright 2002 - FOTOTREK

Tasarım ve Uygulama -  Fikirkutusu.com