BATIDAKİ YER ; EL MAĞRİP / FAZIL H. YILDIRIM
Üç beş genç irisi kara yağız delikanlı peşleri sıra söylene söylene gelen kondüktöre  aldırmaksızın koşarcasına tren koridorundan geçip gittiler arka vagonlara doğru. Az sonra aynı ekip aynı düzen öndeki vagonlara doğru koşturuyordu bu sefer. Bir, iki, üç, dört... Karşılarına başka bir kondüktör daha dikiliverene kadar tekrarlanıp gitti bu kovalamaca. Görevlilerin arasında kala kalan çocukların gözlerinde beliren ümitsizlik az sonra bir bilet parasına yarım saati aşkın sürecek dayağın farkında olmalarındanmış meğerse. Hemen oturduğum kompartmanın önünde olup bitenlere diğer yolcuların gösterdiği umursamazlık olayın pekte sıradışı bir durum olmadığını gösteriyordu... Onyedi ekim sabahı saat altı elli; Fas seyahatimin başlangıç noktası olacak Marakeş’e doğru Kazablanka’dan hızla uzaklaşıyordu tren ve sadece rayların attığı çığlıklar umursuyordu çocukları sanki...

Öğlene doğru tabiat ve trenin hızla yanından geçtiği kasaba duvarları iyiden iyiye kızıla kesmeye başlamıştı, renkler Marekeş tren istasyonuna varmak üzere olduğumuzu söylüyordu sessizce.

Bu ülkede, şehirleri insanlar değil de renkler kurmuştu sanki; yaşam renklerin hükümdarlığında sürüp gitmekteydi. Ülkenin hangi bölgesinde olduğunuzu duvarların, toprağın rengi söylüyordu size; gün batarken kızıla boyanan Marekeş, sarının yüzyıllardır hüküm sürdüğü Fez, Atlas Okyanusu’nun mavisine, bulutların beyazlığına bürünmüş Asillah...

 

Burada göreceğiniz fotografların bütün hakları fotografçıya ait olup, izinsiz kullanılmaması rica olunur.
Çalışmaların izinsiz olarak kullanılması   durumunda 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na dayanarak, hukuki yola başvuracağımızı hatırlatırız.