FotoTrek Seminerleri            
             
FOTOTREK
FOTOGRAF MERKEZİ

İstiklal Caddesi
Mısır Apt. No : 311 K. 1 D.3
 Beyoğlu - İstanbul

0.212.251 90 14
0.212.245 78 57

fototrek@fototrek.com
 
 
 
 Fototrek E-posta Listesi
Listemize kaydolmak için e-posta adresinizi lütfen aşağıdaki boşluğa yazınız
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

   

Gary Winogrand (1928–1984)

 
 













 

“Bir şeyin fotograflandığında nasıl göründüğünü öğrenmek için fotograf çekerim.”

Gary Winogrand 1928 yılında New York’ta dünyaya geldi. Çocukluğu Bronx’da, sakinlerinin çoğunu Yahudi işçi sınıfının oluşturduğu, babasının da deri işçiliği yaptığı bir mahallede geçti. Kalabalık bir ailenin kaçınılmaz getirisi olan özel yaşam yoksunluğu ona dayanılmaz geldi ve bu yüzden o dönemlerde zamanının çoğunu şehrin sokaklarını arşınlamakla geçirdi. Liseden sonra, 1946–1947 yılları boyunca Georgia eyaletinde Birleşik Devletler Ordusu Hava Kuvvetleri’nde hava tahmincisi olarak görev aldı . Fotograf çekmeye de ilk olarak burada başladığı söylenmektedir.

Askerden döndükten sonra artık sanatla ilgilenmeye karar vermiş olan genç Winogrand kendine eğitim alabileceği bir okul aramaya girişti. Aynı yıl (1947) New York City şehir kolejine kaydolup resim dersleri almaya başladı. Burada bir süre oyalandıktan sonra ertesi yıl yine New York’taki Columbia Üniversitesi’nde bir resim dersine yazıldı. Bu dersten sınıf arkadaşı George Zimmel onu bir gün okulun karanlık odasına götürdü ve Winogrand banyo edilip basılan fotograflarla ilk kez burada tanıştı . Duyduğu coşkuyla Winogrand, yazıldığı resim dersine gitmeyi bıraktı; yine de, geceleri de dahil olmak üzere, karanlık odadan faydalanma hakkını sonuna kadar kullanmak için üniversiteye gitmeye devam etti .

İşsiz geçirdiği günlerde değişik makineleri de tecrübe ettikten sonra, Leica’nın aradığı gereç olduğuna karar verdi; Leica’lar hayatının geri kalan kısmında hep kullanacağı fotograf makineleri oldu. Bir iki yıl süresince ne zaman eline para geçse epeyce film aldı ve fotograf çekmek için New York sokaklarını dolaşmaya başladı. Columbia Üniversitesi’nin karanlık odasını kullanmasına artık izin verilmemeye başlandığında arkadaşlarınınkini kullanmaya başladı ve bu sırada onlardan sürekli olarak banyo için gerekli kimyasalları ve baskı malzemelerini de ödünç aldı . Öğrenmeye hevesli, ne var ki meteliksiz olan Winogrand bulduğu bir burs sayesinde 1951’de New York şehrinde Alexey Brodovitch’in “The New School for Social Research”te (Yeni Sosyal Araştırmalar Okulu) açtığı foto-muhabirlik sınıfına katılma imkanı buldu . Harper’s Bazaar’ın saygın editörü ve bir öğretmen olan Brodovitch, 40’lı ve 50’li yıllarda New York’ta çalışan büyük fotografçıların çoğuna yol gösteriyordu. Onlara fotografçılığın eski klişelerini reddetmelerini ve bakaçtan gördükleri şeyler tanıdık geliyorsa deklanşöre basmamalarını öğütleyen Brodovitch’in söylediklerini Winogrand benimsedi ve yaşamı boyunca fotografçılık anlayışını konuları fotograflamanın yeni yollarını aramak üzerine kurdu .

1952’de Winogrand, arkadaşı Zimmel’in de halihazırda fotografçısı bulunduğu Pix Ajans için kısmi zamanlı fotografçı olarak çalışmaya başladı. Bu sayede ofiste oturup diğer fotografçılarla vakit geçirebileceği ve karanlık oda kullanabileceği bir ortama kavuşmuştu. Ne var ki bu ajansta Winogrand’a pek az iş düşmekteydi; öyle ki ilk yılında toplam 60 dolar para kazanabildi . Pix’in diğer fotografçıları arasında Ed Feingersh ve Bob Schwalberg gibi isimler yer almaktaydı ve nihayet bunlardan Feingersh, Winogrand’ın Henrietta Brackman Ajans’ta da bir iş bulmasına önayak oldu. Winogrand hakkındaki az sayıdaki doyurucu çalışmalardan birinin yazarı olan John Szarkowski ('Winogrand - Figments from the Real World') bunda Feingersh’in maddi durumu kötü olan Winogrand’a sürekli ödünç malzeme vermekten bıkıp usanmış olmasının da payı olduğunu söylemektedir . Winogrand 1969’a değin sahip olduğu bu işler çerçevesinde foto-muhabirlik yaptı . Brackman aracılığıyla Winogrand’ın çektiği fotografların bir kısmı Colliers ve Argosy gibi dergilere basıldı. Yine bu esnada spor (özellikle beyzbol) karşılaşmalarında çektiği fotograflar Sports Illustrated’de basıldı . Hayatını kazanmak için fotografçılıktan başka bir şey yapmayan Winogrand, 1960’larda dergi piyasası durgunlaşınca reklam fotografları da çekmeye başladı; ancak, bu alanı bir miktar küçümsediğinden de olsa gerek, çok başarılı olamadı. 

1955 yılında, tasarladığı bir uçtan bir uca ABD yolculuğunu yaşama geçirdi. Tam da bu yolculuk arifesinde kendisi gibi fotografçı olan arkadaşı Dan Weiner aracılığıyla, sonraları üzerinde büyük etki bırakacak olan, Walker Evans’ın ‘Amerikan Fotografları’ (American Photographs) adlı yapıtıyla tanışma fırsatı buldu. Bu eser onu o denli etkiledi ki ilan verip 15 dolar ödeyerek (ki bu Winogrand için önemli bir meblağ idi) piyasada tükenmiş olan bu kitaptan bir tane edindi. Aynı yıl kendisi de bir Walker Evans hayranı olan Robert Frank de ABD’yi boydan boya geçecek yolculuğuna çıktı. (Bu yolcuk Walker Evans’ın da sponsorlarından biri olduğu Guggenheim bursuyla desteklendi. Sonraki yıllarda Winogrand bu bursu değişik zamanlarda üç kez alacaktır). Ancak fotografsal bağlamda değerlendirildiğinde Winogrand’ın işi Frank’ınkine göre daha cılız kaldı. Winogrand, Evans’ın gölgesinde kalmanın tedirginliğiyle, evinden uzakta, bilmediği yerlerde Evans’ın fotografladığı konulara aynı birikim ve olgunlukla yaklaşamadı. Birkaç yıl sonra Robert Frank’ın, bahsedilen gezinin ürünü olan, Amerikalılar (The Americans) adlı kitabı yayımlandı ve bu kitap, Amerikan Fotografları ile birlikte Winogrand’ın fotografçılığında konu öğesini büyük ölçüde şekillendirdi .

İlk önemli kişisel sergisi 1960’da New York’taki Image Gallery’de gösterildi. O dönemlerde Winogrand’ın iç dünyasını derinden etkileyen olaylardan birinin ABD, Küba ve Sovyetler Birliğini kapsayan ve 1962 yılında patlak veren füze krizi olduğu söylenmektedir. Dünyayı yeni bir nükleer felaketin eşiğine getiren bu olay sonrasında çağdaşı birçokları gibi Winogrand da başlayacak bir nükleer savaş sonunda batı medeniyetinin sonunun geleceği duygusuna kapıldı. Tüm bu endişeler ve düşüncelerle tek başına sokaklarda gezerken Szarkowski’nin deyişiyle “kendisinin aslında hiçbir şey olmadığını, güçsüz, önemsiz, umutsuz bir mahluk olduğunu, tam da bu sebepten ötürü kendi yaşamını dilediği gibi sürebileceğini” kavramıştır . Yaşadığı “bireysel aydınlanma”nın etkisiyle siyasi eğilimlerinden arındı, ailesinin katı ahlaki değerlerini de bir yana koydu. Siyasi etkinliklerden tamamen elini eteğini çekti, ayrıca ilk evliliği de bu dönemde sona erdi. Bu hafiflemeyle birlikte New York sokaklarında Amerikalıları fotograflamaya girişti. 1963 yılında New York Modern Sanatlar Müzesi’nde kişisel sergisi gerçekleşti . Aynı yıl gerçekleşen ‘Beş Ayrı Fotografçı’ (Five Unrelated Photographers) projesi sanatçıyı Ken Heyman, George Krause, Jerome Liebling ve Minor White gibi isimlerle bir araya getirdi . 1964’te bahsi daha önce geçen Guggenheim bursu bu kez Winogrand’a Kaliforniya ve güneybatı Amerika’ya gidip “Amerikalılar”ı fotograflaması için verildi [3]. Bu seyahat hayli bereketli geçti ve buradan çıkan fotografların bir kısmı 1966’da Lee Friedlander, Duane Michals, Bruce Davidson ve Danny Lyon’ın işleriyle beraber ‘Toplumsal Bir Manzaraya Doğru’ (Toward a Social Landscape) adı altında George Eastman House, Rochester, New York’ta sergilendi . Yine bu gezi esnasında çekilen fotograflarla derlenen ve bir hayli ses getiren diğer bir sergi ise
1967’de Diane Arbus ve Lee Friedlander’ın da fotograflarıyla beraber ‘Yeni Belgeler’ (New Documents) adıyla New York Modern Sanat Müzesi’nde sergilendi . Artık Winogrand sanat çevrelerinde takdir edilen bir fotografçı olmuştu ve meteliksiz de değildi. 1969’da aldığı ikinci Guggenheim bursu, medyanın olaylara etkisi üzerine fotograflar çekmesi için verildi. O sene ve 70’lerin başında çektiği fotograflarda bu konu üzerine eğildi. Ayrıca 1971’de New York eyaleti Sanat Konseyi tarafından da bir ödenekle desteklendi. Aynı yıl Chicago Tasarım Okulu’nda yaklaşık bir yıl sürecek tam zamanlı öğretim görevlisi konumuna geldi. 1977’de yayınlanan ‘Kamu İlişkileri’ (Public Relations), bu dönemin çalışmalarının ürünüdür . Aynı yıl modern sanat müzesinde bir sergisi de yapıldı .


1972 yılında Winogrand üçüncü kez evlendi. (İkinci eşiyle reklam fotografçılığı yaptığı dönemde tanışmıştı ve bu pek uzun bir ilişki olmamıştı.) Takip eden sene, belki de evliliğin düzenli bir yaşamı gerektirdiğini de düşünerek, Austin’e yerleşti ve Teksas Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Teksas’ta kaldığı beş yıl içinde kendi ölçeğine göre pek az fotograf çekti; zira öğretmekle ve ‘Kamu İlişkileri’ ve ‘Kadınlar Güzeldir’
(Women are Beautiful) kitaplarını hazırlamakla uğraşmaktaydı. Bu dönemde ‘Fort Worth Fat Stock Show’u (Amerika’da ilki 1896’da gerçekleştirilen ve rodeo gösterilerini de içeren gelenekselleşmiş bir festival [5]) fotograflamak için kurulan grupla birlikte yaptığı ve daha sonra ‘Ahır Fotografları’ (Stock Photographs) adıyla kitaplaştıracağı fotograflar haricinde çektikleri hep seyahat ettiği zamanlara aitti .      

Ulusal Sanatı Teşvik Kurumu’nun verdiği ödülü saymazsak 1975 yılı hem kişisel olarak hem de iş yaşamı bakımından Winogrand için kötü bir yıl oldu. Kadınlar Güzeldir pek ilgi görmedi, sigarayı bıraktıktan sonra 22 kilo aldı ve tiroit bezine bağlı bir hastalığın akabinde ameliyat olup hastaneden çıkmasının üstünden birkaç ay geçtikten sonra, fotograf çekmek için gittiği bir Amerikan futbolu karşılaşmasında kötü biçimde sakatlandı. Taç çizgisi kenarında işini yaparken üç oyuncunun altında kalmasıyla bacağı kırıldı ve dizi incindi . Tekrar çalışabilecek duruma gelmesi aylar aldı. 1978’de Kaliforniya’yı fotograflaması için üçüncü Guggenheim ödeneğini aldı ve Los Angeles’e taşındı. Sık sık yurt dışına yaptığı seyahatlerden ötürü kesintiye uğrasa da Kaliforniya’da projesine devam etti, ancak sonucu görme konusunda heyecanını yitirmiş durumdaydı. 1978’de MIT (Massachusetts Institute of Technology) müzesinde, 1979’da Kaliforniya’daki Santa Barbara müzesinde sergileri oldu. 1981’de New York Işık Galerisi’nde büyük bir retrospektif sergisi açıldı .

Şubat 1984’de şiddetli ağrılarından ötürü gittiği muayenede, safra kesesinde ameliyat edilmesi olanaksız bir tümör tespit edildi ve bundan altı hafta sonra Gary Winogrand öldü. Öldüğünde arkasında 2500 makaradan fazla yıkanmamış film bırakmıştı.

Winogrand bir sokak fotografçısıydı ve konusu da içinde yaşadıkları mekanlarla birlikte tüm Amerikalı insanlardı; özellikle de kadınlar. Onun insanları fotograf karesinin içinde genellikle tek başlarına değil, karmaşık çevreleriyle beraber bulunmaktadırlar. Bunu yapmak için sürekli geniş açıyla ve konudan uzak durarak çalıştığı söylenebilir. Şehri içindeki sıradışı insanlara yoğunlaşarak ve hareketli-hareketsiz nesneler arasındaki tuhaf temasları yakalayarak belgelemek için durmaksızın hareket halindeydi . Sürekli olarak uç insan tiplerini ve durumların yarattığı trajikomikliği vurguladı. Winogrand’ın fotograflarında düzgün şekilli ve biçimsizi, muntazam vücutluyu ve ucubeyi, insandaki hayvanı ve hayvandaki insanı, sıradan olanla sıradışı olanı aynı karenin içinde görmek sıkça karşılaşılan bir durumdur . Winogrand parmağına deklanşördeyken kramp girmiş biri gibi, bir yolu boydan boya yürüme esnasında bir iki makara fotograf çekmeden edemeyen biriydi. Fotograf makinesi, adım atarken istemsiz biçimde kullandığı ayağı gibi vücudunun bir parçası olmuştu. Ancak kendisine çektiği fotografların ne kadarını bakaçtan bakmadan çektiği sorulduğunda kesin bir ifadeyle asla bakaçtan ne çektiğini görmeden çekim yapmadığını söylemiştir .

Winogrand’ın fotografçılığını etkileyen isimlerin başında hiç kuşkusuz Walker Evans ve Robert Frank geliyordu. Winogrand’ın Evans’tan, karmaşanın içindeki berraklığı çekip ayırma yetisine hayranlık duymayı öğrendiği söylenmektedir. Ayrıca ilk olarak Evans’ın fotograflarında “gerçek dünya – fotograf” olgularının ayırdına vardığı da belirtilir. Frank’tan ise geniş açının nasıl onlarca değişik şekilde kullanılabileceğini ve makineyi konuya sıradışı şekillerde doğrultmanın fotografa ne denli katkıda bulunduğunu öğrendiği ileri sürülür. Öyle ki 1930’larda Evans’la 1950’lerde ise Frank’la ifadesini bulan belli bir akım, 1960’lar da Winogrand’la temsil edilmekteydi.

Winogrand’ın fotografçılığa getirdiği yenilikler geniş açı lenslerin değişik kullanımıyla oluşturduğu çarpıcı kompozisyonlarda ortaya çıkmaktadır. Diğer birçok fotografçının ya teleobjektif kullanıp, ya da konuya yaklaşıp (ya da her ikisini birden yapıp) konuyu yalıtıp yalınlaştıracağı durumlarda Winogrand, karmaşaya duyduğu ilgi sebebiyle geniş açıyı takmış ve uzakta durmuştur. Sanatçının diğer bir alamet-i farikası da makineyi türlü eğimlerde tutup oluşturduğu karelerindeki özgün görselliktir .

Winogrand’ın öğretmen olduğu çalışmaya katılan bir öğrencisinin söylediklerine göre, o, çektiği filmleri geliştirmeden önce o fotografı çektiği ana dair hiçbir anının belleğinde kalmaması için kasten bir iki yıl bekliyordu. Böylece çalışmalarına karşı daha nesnel bir eleştirel tavır takınabilecekti. “Bir fotografı çekerken eğer kendimi iyi hissettiğim bir günse ve ben hemen o filmi yıkarsam, iyi bir fotograf olduğundan değil de sırf o kareyi çekerken kendimi ne kadar iyi hissettiğimi hatırladığımdan onu basabilirim”.

Kaynaklar

 
Sontag, S., 1999, Fotograf üzerine, 2. baskı, çev. Reha Akçakaya, Altıkırkbeş yayınları: İstanbul.

http://photography.about.com/library/weekly/aa102300a.htm
http://masters-of-photography.com/W/winogrand/winogrand_articles1.html
http://photography.about.com/library/weekly/aa102300b.htm
http://www.fwstockshowrodeo.com/history.html
http://www.getty.edu/art/collections/bio/a1834-1.html
http://masters-of-photography.com/W/winogrand/winogrand_articles2.html
http://www.photogs.com/bwworld/winogrand.html
http://photography.about.com/library/weekly/aa102300c.htm 

 

biz kimiz - seminerler - geziler - etkinlikler - atölyeler - galeri - linkler

Bütün hakları saklıdır. Copyright 2002 - FOTOTREK

Tasarım ve Uygulama -  Fikirkutusu.com