| |






 |
|
Gordon Parks on beş
çocuklu siyah bir ailenin en küçük çocuğu olarak 1912’de Kansas, Fort
Scott’ta dünyaya geldi. Fakir bir ailede yetişen Parks, anne Sarah
Ross Parks ve baba Andrew Jackson Parks sayesinde, şeref, eşitlik, her
zaman doğruyu söyleme gibi değerleri kazandı. On beş yaşındayken
annesi öldü; Parks, St. Paul, Minnesota’ ya kız kardeşi ve kocasının
yanına gönderildi. Orada devam ettiği öğrenimi kız kardeşinin
kocasıyla girdiği bir tartışma sonucu evden kovulmasıyla yarıda
kesildi. Aniden ve beklenmedik bir şekilde tek başına kalan Parks,
genelevde piyano çalmak, yerleri temizlemek, yarı profesyonel
basketbol oyunculuğu gibi birçok geçici işte çalıştı. Lowry Oteli’nde
kendi bestelediği şarkıları söylerken bir müzik grubuyla karşılaştı ve
onlara katıldı. Fakat çıktıkları turne sonrasında New York’a
döndüklerinde grup dağıldı. Harlem’ de fare dolu bir harabede sıkışıp
kalan ve iş bulamayan Parks, 1933’te Sivil Savunma Kuvvetleri’ne (Civilian
Conservation Corps) katıldı. Aynı yıl Sally Alvis ile evlendi. Çiftin
Gordon Jr., Toni, ve David adında üç çocuğu oldu. 1934’te St. Paul’e
geri döndü ve North Coast Limited’ta yemekli ve yataklı vagonlarda
vagon görevlisi olarak çalışmaya başladı.
Gordon Parks’ın fotografçılığa başlaması bu yıllarda olmuştur.
Vagonlardan birinde, Farm Security Administration’dan (FSA)
fotograflar içeren, Dorothea Lange, Russell Lee ve Arthur Rothstein
gibi belgesel fotografçılar tarafından çekilmiş bir dergi buldu. Bu
fotograflar sayesinde Richard Wright’ın 12 Milyon Siyah Ses’ine,
yoksulluk ve ırkçılıkla ilgili başka foto-denemelere ulaştı; böylece
ileriki fotograf yaşamında ona yol gösterecek sosyal çizgiyi bulmuş
oldu. 1937’de fotografçı olmaya karar vererek bir fotograf makinası
aldı. İlk makinası bir rehinci dükkanından 12.5 dolara aldığı
kullanılmış bir Voigtlander Brilliant oldu. İlk fotograflarında
Seattle’ın kıyı boyunu görüntüledi; uçan martıları çekerken iskeleden
düştü.
Bütün diğer ihtimallere rağmen Parks, St. Paul’de moda fotografçısı
olarak tanındı. Ağır sıklet boks şampiyonu Joe Louis’in karısı Marva
Louis, fotograflarını bir moda mağazasındaki gösteride görünce, ona
moda fotografçılığıyla ilgili daha çok iş sağlayabileceği Chicago’ya
gelmesi için Parks’ı ikna etti. Parks, Chicago’da, Güney Yakası Sanat
Merkezi’nin -bir siyah topluluğu sanat merkezi- karanlık odasını
kullanarak moda fotografçılığıyla ailesinin geçimini sağlarken bir
yandan da şehrin fakir yerleşimlerindeki hayatı görüntüledi. Bu
belgesel fotografları sayesinde 1941’de Julius Rosenwald bursunu
kazandı, böylece aylık iki yüz dolarlık bir gelire ve kendi patronunu
seçme hakkına sahip oldu. Ocak 1942’de FSA’nın fotograf bölümünde Roy
Emerson Stryker için çalışmaya Washington, D.C.’ ye gitti.
Parks, Washington’da hiç beklemediği bir bağnazlık ve ayrımcılıkla
karşılaştı. Kısa zamanda, hoşgörüsüzlüğü fotograflamanın düşündüğü
kadar kolay bir iş olmadığını anladı. Bir sohbet sonrasında
Stryker’ın önerisi üzerine FSA’da temizlik işlerinde çalışan Ella
Watson’la konuştu ve onun hikayesini dinledi. Watson, annesi öldükten
ve babası linç edilerek öldürüldükten sonra hayatla tek başına
mücadele etmişti. Liseyi bitirmiş, evlenmiş ve hamile kalmıştı.
Kızının doğumundan iki gün önce kocası kazayla vurularak ölmüştü. Kızı
on sekizine geldiğinde iki tane gayri meşru çocuğu vardı ve ikinci
çocuğunun doğumundan iki hafta sonra da kendisi ölmüştü. Ayrıca ilk
çocuk, annesi ölmeden önce felç geçirmişti. Şimdi de Ella Watson ancak
bir kişinin geçinebileceği bir maaşla torunlarını yetiştirmeye
çalışıyordu.
Hikayeden etkilenen Parks, bugün Amerikan kültürünün ikonlarından
olan bir dizi fotograf çekti. Bu fotografların en çok bilineni
1942’de çektiği Amerikan Gotik’ idir. Grand Woods’ un 1930’
da çektiği aynı isimli fotograftaki çiftçi gibi duran Ella Watson,
çiftçinin tuttuğu yaba yerine bir elinde süpürge, diğer elinde
paspasla, ironik bir şekilde arkada asılı duran kocaman bir Amerikan
bayrağının önünde poz verdi. Parks, 1998’de verdiği bir röportajda bu
fotografla ilgili olarak şunları söyledi: "Bu kadını öyle bir şekilde
fotograflamalıydım ki bana ya da insanlara 1942’de Washington, D.C.’nin
nasıl bir yer olduğunu hissettirmeliydi. İşte bu fotograf Amerika ve
Ella Watson’ ın Amerika içindeki yeri hakkında hissettiklerimi
anlatıyordu". Parks ilerleyen aylarda Watson ve ailesini
fotograflamayı sürdürdü. İşi ve evi arasında ona eşlik etti, çevresini
görüntüledi.
FSA’nın 1943’te dağılmasından sonra Parks, Savaş Haberleri Ofisi’nde
muhabir olarak çalışmaya başladı. Oradaki işlerinden biri de ilk siyah
savaş pilotlarının olduğu 332. Avcı Uçağı Birliği’nin çalışmalarını
görüntülemek oldu. Fakat onlarla Avrupa’ ya gidip savaştaki rollerini
belgelemesi engellenince işinden ayrıldı ve Harlem’e döndü. New
York’ta Vogue ve Glamour dergileri için çalıştı. 1944’te
Roy Stryker’ın teklifi üzerine New Jersey’deki Standard Oil’de
çalışmaya başladı. Şirket yöneticilerinin fotograflarını çekti ve
şirketin Amerika’daki yaşam içindeki yerini fotograflarla belgeledi.
1948’de bu işinden ayrıldı ve Life dergisinde foto-muhabir olarak
çalışmaya başladı.
Life dergisindeki ilk işi Harlem’deki çete savaşlarının vahşetini on
altı yaşındaki çete lideri Red Jackson’ın gözünden anlattığı çalışması
oldu. Parks bunun için, Jackson’ın güvenini kazanarak onunla üç ay
beraber kaldı ve Amerikan medyasında nadiren görüntülenen hayatları
fotografladı. 1950’lerde Life dergisi için moda fotografçısı olarak
Paris’e gitti. 1961’de Brezilya’daki yoksulluğu belgelerken verem
hastası olan on iki yaşındaki Flavio DaSilva ile karşılaştı.
Flavio’yu anlattığı çalışması sonucunda binlerce dolar bağış toplandı
ve böylece Parks onu Amerika’ya getirip tedavi ettirdi. 1960’ların
Sivil Hakları Hareketi’ni Life dergisi için, siyah topluluklarının
arasına girebilen ve liderlerine ulaşabilen siyah bir fotografçı
olması sayesinde, orijinal bir bakış açısıyla görüntüledi. Bu yıllarda
yazdığı denemelerin çoğu siyah devrimiyle ilgiliydi. 1972’ye kadar
Life dergisi için çalıştı ve bu süre zarfında
Muhammad Ali, Langston
Hughes, Duke Ellington ve Ingrid Bergman gibi birçok ünlü ismin
fotografını da çekti.
Gordon Parks fotografçılığın yanı sıra sinemayla da uğraştı. 1968’de,
yönettiği Öğrenen Ağaç (The Learning Tree) filmi ile büyük film
stüdyoları (Warner Bros. Seven Arts) için film çeken ilk siyah oldu.
Filmin konusu Parks’ın 1963’de yazdığı aynı isimli otobiyografik
romanından alınmıştı. Parks filmin senaryosunu yazıp, filmi yönetmenin
dışında film müziklerini de kendisi besteledi. Film çekmeye devam eden
Parks, ticari başarı da kazanan, Shaft (Shaft, 1971), Shaft’
ın Büyük Başarısı (Shaft’ s Big Score, 1972), Süper Polisler
(The Super Cops, 1974) adlı filmleri yönetti. Filmlerinin çoğunda
sosyal ve politik gerilimler içinde ırkının varlığını sürdürmeye
çalışan siyah kahramanları işledi. Fakat Parks Hollywood’da fazla
kalamadı. 1976’da çektiği, Leadbelly filminin dağıtımı ve reklamı
konusunda Paramount Pictures ile aralarında anlaşmazlık çıkınca yeni
Hollywood filmleri yapmayı reddetti. Onun yerine televizyon için
Solomon Northrup’ın Odesası,
Piri Thomas’ ın Dünyası, Bir Harlem Ailesinin Günlüğü,
ve Mean Sokakları gibi belgeseller çekti.
Fotografçılık yaşamı boyunca fotograflarını çektiği insanların
hayatlarının içine giren, onların acılarını paylaşan ve onlarla
bitmeyecek bir sevgi bağı kuran Parks asıl önemli kişilerin
fotografçılar değil fotografı çekilenler olduğunu savundu. Irkçılığa
ve bağnazlığa karşı girdiği mücadelede kendine silah olarak fotograf
makinesini seçti ve karşısına çıkan zorlukları aşmasını bildi.
Emekli olmaya niyeti olmayan Parks, 1989’ da Martin Luther King, Jr.’
la ilgili, sözlerini ve müziğini kendisinin yazdığı, bir bale
hazırladı. 1998’ de retrospektif bir çalışma olan Half Past Autumn’
u yayınladı. 2002’de Oklahoma’daki Uluslararası Fotografçılık
Müzesi’ne üye olarak kabul edildi. Aynı yıl Jackie Robinson Vakfı
Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ nü aldı. Sanat yaşamı boyunca fotografçılık,
yönetmenlik, yazarlık, şairlik ve müzisyenlik gibi birçok dalda eser
veren ve birçok ödül kazanan Gordon Parks, bugün New York’ta Doğu
Nehri’ne bakan geniş apartman dairesinde hayatına devam etmektedir.
Kaynaklar
http://www.gale.com/free_resources/bhm/bio/parks_g.htm
http://www.masters-of-photography.com/P/parks/parks_articles1.html
http://www.masters-of-photography.com/P/parks/parks_articles2.html
http://www.pbs.org/newshour/bb/entertainment/jan-june98/gordon_1-6.html |
|