| |






 |
|
“Gördüklerim
hayatımı değiştirdi. Emsalsiz bir kargaşaydı. Beni en çok irkilten
ölümün sessizliğiydi. Binlerce insan çoktan ölmüştü, 11 Eylülde Dünya
Ticaret Merkezine yapılan saldırıda ölenlerden binlerce daha fazlası…
O zaman işime devam etmeye and içtim; dev şirketlerin ameliyelerinden
kanunen sorumlu tutulmadıkları zaman, yurt dışında etkinlik
gösterdiklerinde masraflarda ve güvenlik ölçütlerinde kısıntıya
gitmelerine izin verildiği zaman insanlara ne olduğunu dünyaya
göstermek için yapabileceğim her şeyi yapmaya.”
Raghu Rai, günümüzde Pakistan sınırları içerisinde kalan Heer-Ranjha
bölgesinde Jhang adlı küçük bir kasabada, 18 Aralık 1942’de doğdu. 4
erkek ve 6 kız, toplam 10 kardeşle birlikte büyümüş olmanın ona çok
şey öğrettiğini söylüyor. Babası gibi mühendis olmak istemiş başlarda.
Ne var ki ağabeyi S.Paul’ün negatifler, filimler, kitaplar ve bavullar
dolusu fotograflarla dolu evi, onun fotografla aşkının başladığı mekân
olmuş: “Başarımı ona borçluyum. Çektiğim fotograflardan bazılarını
Londra’ya, ‘The Times’a gönderiyordu. 60’larda bunlardan bazıları
basıldı. Babam pek sıcak bakmadı ama o gün bu gündür fotograf çekmeyi
bırakmadım” diyor zaten kendisiyle yapılan bir söyleşide.
Belgesel fotografçılığın bu dünyaca ünlü isminin fotografçılığa
başladığı tarih olarak 1965 yılını veriyor (‘Hindustan Times’),
kendisinin de 1977’den bu yana üyesi olduğu saygın fotograf ajansı ‘Magnum’.
1966’da Yeni Delhi’de çıkan günlük bir gazete olan ‘The Statesman’in
kadrosuna katılır. ‘76’da bu gazeteyi bırakır ve serbest fotografçı
olarak çalışmaya başlar. 1982-1992 yılları arasındaki 10 yıllık sürede
‘India Today’ adlı derginin fotografçılık direktörüdür.
Raghu Rai, 40 yılı aşkın fotografçılık yaşamı boyunca kendi ülkesini,
Hindistan’ı, köşe bucak fotograflayarak saygın bir yer edinmiş dünya
fotografçıları arasında. Sanırız ülkesine yaptığı bu katkılardan ötürü
de 1971’de hükümet tarafından Hindistan’da sivillere verilen en büyük
san olan Padma Shri’yi almış. Bunun yanı sıra 1993’de ABD’de
yılın fotografçısı seçildi ve Nikon Foto Ödüllerini birkaç defa
almış bulunuyor. Son 10 yılda üç kez ‘Dünya Basın Fotografları Kurumu’
tarafından uluslar arası jüriye davet edildi.
Çektiği fotografların düzenli olarak basıldığı yayın organları
arasında National Geographic, Geo, Life, Time, The New York Times,
Photography of the World-Tokyo, US Camera Annual, Zoom-Paris, The New
Yorker, British Journal of Photography Annual, Popular Photography,
U.S. Camera Annual, World Press Photos of the Year gibi ünlü
yayınlar bulunuyor. Ayrıca Paris’te bulunan dünyaca ünlü ‘Bibliotheque
Nationale’, fotograflarından 25 tanesini kalıcı sergisine taşımaya
değer buldu.
Fotomuhabir, Hindistan’da, Avrupa’da, ABD’de, ve Japonya’da çeşitli
sergilere katıldı ve bir kez 1977’de Yeni Delhi’de, daha yakın zamanda
da Tokyo’daki Bunkamura Müzesi’nde külliyatı sergilendi. Ayrıca
1997’de Ulusal Modern Sanat Galerisi’nde külliyatı sergilenen ilk
Hintli fotografçı oldu. Bu sergide ağırlıklı olarak Rahibe Teresa’nın
Hindistan’daki etkinliklerini fotografladığı kareler kullanıldı. Diğer
kişisel sergileri Philedelphia Sanat Müzesi, İtalya’daki Ken Damy
Müzesi ve Tokyo ve Kyoto’daki Nikon Galerilerinde gerçekleşti.
Aralık 1984’de Raghu Rai’ye girişteki tümceyi söyleten bir olaya tanık
oldu dünya. Hindistan’ın Bophal kentinde etkinlik gösteren ABD kökenli
‘Union Carbide’ şirketinin böcek ilaçları üreten fabrikasında
meydana gelen sızıntıyla etrafa yayılan zehirli gazlar, yalnızca
saatler içinde binlerce insanın ölmesine yol açtı. Geride kalanları
ise çaresizlik bekliyordu. Bu olayın, birkaç saat içinde sonra oraya
giden ve fotograf çeken Raghu Rai’nin fotomuhabirlik hayatında önemli
bir dönemeç olduğu söylenebilir. Etkileri günümüze dek süren facianın
20. yıl dönümü münasebetiyle ‘Greenpeace’ (Yeşilbarış) örgütü
de bir takım etkinlikler düzenlemişti. Raghu Rai’nin tekrar facia
bölgesine yaptığı gezide çektiği fotograflarla derlenen ‘Exposure:
Portrait of a Corporate Crime’ (Poz: Bir Anonim Suçun Portresi)
sergisi ilk çekilen resimlerle birlikte dünyanın birçok yerinde
gösterilerek insanlık belleğine çarpıcı bir katkı yaptı.
Uluslar arası öneme sahip çalışmaları bir yana, 1986’dan bu yana
yayımlanan kitaplarıyla ülkesinin belgeselini yaptı denebilir aslında.
Ülkesinin manzaraları, insanları ve onlara ait olan enva-i çeşit
kültür, renk ve izlenim sanatçıyı en çok teşvik eden unsurlar olmuş ve
bu yazı yazıldığı tarihlerde hala sırtında çantası onları
fotograflamaya devam ediyor. Özellikle 1984’deki ‘The Sikhs’
çok çarpıcı bir ‘memleketimden insan manzaraları’ niteliğinde.
Fotograflarını çektiği ünlü insanlar arasında onu en çok, ülkesinde de
izler bırakmış olan, Rahibe Teresa ve İndire Gandi etkilemiş: “Rahibe
Teresa’nın mistik dingin bir etkisi vardı, diğer tarafta ise güç ve
kuvvetin simgesi İndira Gandhi. Sanırım karşıt özelliklere sahip bu
iki kadını fotograflamak benim için en heyecan verici deneyimlerdi”.
Bu noktada Raghu Rai’nin kendisiyle yapılan bir söyleşide
fotografçılık üzerine söylediklerine yer vermek yerinde olabilir:
“Kaçınılmaz bir biçimde Hindistan batıda modası geçmiş teknolojilerin,
fikirlerin ve akımların alıcısı durumunda. Bunun fotografçılıkta da
yansımaları var. Fotografçıların işleriyle eğlendirmeleri bekleniyor.
Ancak bizler görsel şaklabanlar değiliz ki. Elbette aramızda yeterli
sayıda değişik sularda gezinip hoş işler çıkartmak isteyenler var. Ne
yazık ki tam da bu tip fotografçılar ayakları yere basan işlerden
ziyade dalgalandırıcı işleri yeğleyen editörler ve yorumcular
tarafından yüceltilip pohpohlanıyor… …sonuç olarak bizim sanatımız da
ayrıntılara duyarlı bir sanat. Konunun salt fizikselliğinden öteye
gidip iç gerçeklerini kurcalamak isteriz. Ancak bu şekilde insanların
ve nesnelerin iç dünyası kavranabilir ve ötekilerle iletişim kurması
sağlanabilir. Bu da fotografçıda ve fotografa bakanda iplemezliğin
ötesinde bir sezi gerektirir. Günümüz ise gerçekten bir hazır yemek
çağı. Hazırcı editörlerimiz, hazırcı tasarımcılarımız, hazırcı
yerleştirmecilerimiz, hazırcı fotografçılarımız var. Onlar için
nesnelerin aromasını paketlemek her şey anlamına geliyor.” Editör,
ressam veya film yapımcısı olsun, önceden bu konularda halkın
düşüncesini yönlendiren insanlar, işlerine inandıkları şeyler
doğrultusunda bir sorumluluk ve bağlılıkla yaklaşıyorlardı. Günümüzde
bunların hiçbiri para etmiyor. Çok satan değerlidir. Başka bir şey
değil. Kanımca bu, gerçekten yaratıcı işlerin ölümünü muştuluyor.”
Savaş Raghu Rai’yi endişelendiriyor. Ve biliyor ki, savaş manzaraları
ortadan kalktıktan yıllar sonra bile görüntüler huzursuzluk vermeye
devam edecek. İnsanlar ve kültürler; tüm beklenmedikleri ve neşesiyle
hayat onu büyülüyor. Fotografçılığın savaşa değil yaşama ait olduğuna
inanıyor.
Kariyeri söz konusu olduğunda yaşamında bir dönüm noktası olduğunu
reddediyor: “Dramatik değişimlere inanmam. Her yılın kendi anlamı
vardı”
Halen Yeni Delhi’de ikamet eden ve orada çalışan sanatçı İFSAK’ın
Kasım 2004’de 20.sini düzenlediği İstanbul fotograf günleri kapsamında
Türkiye’de bulundu.
Seçili bibliyografya:
A Life in the Day of Indira Gandhi, 1974
Bihar Shows the Way, 1977
Delhi: A Portrait, 1983
The Sikhs, 1984
Taj Mahal, 1986
l'Inde de Raghu Rai, 1988
Calcutta, 1989
Tibet in Exile, 1990
Khajuraho, 1991
Raghu Rai's Delhi, 1994
Mother Theresa, 1996
My Land and Its People, 1997
Faith and Compassion, 1997
Saint Mother: A Life Dedicated, 2003
Exposure: Portrait Of A Corporate Crime, 2004
Kaynaklar:
http://www.chobimela.org/g_in_raghurai.htm
http://www.culturebase.net/artist.php?1376
http://www.greenpeace.org.au/events/bhopal/
http://www.indiaclub.com/shop/AuthorSelect.asp?Author=Raghu+Rai
http://www.the-south-asian.com/Oct2001/Raghu%20Rai1.htm
http://www.temple.edu/photo/photographers/rai/rrai.html
http://www.hindu.com/thehindu/mag/2002/09/15/stories/2002091500120200.htm
http://www.temple.edu/photo/photographers/rai/raibio.html
http://www.trendzindia.com/images/professional/RaghuRai.htm |
|