|

         
|
|
DÜNYANIN ÇATISINA YOLCULUK; TİBET
SEYAHATİ
29
AĞUSTOS - 12 EYLÜL 2010
Dünyanın
çatısı, Budizmin kabesi, Himalayalar'ın yaylası Tibet; 1950 yılında Çin
istilasına uğradığında, bağımsız bir krallık olarak Tibetlilerin dini ve
ruhani liderleri Dalai Lamalar tarafından yönetilen bir ülkeydi.
Bağımsızlık mücadelelerini alışılmışın dışında dinlerine uygun olarak
barışçıl yöntemlerle sürdürmeye devam etmektedirler.
Budizm, hayattaki acı, ızdırap ve tatminsizliklerimizin kaynağını bitmek
tükenmek bilmeyen arzularımız ve ihtiraslarımız olduğunu söyler.
Gideceğimiz bu ülkede bize öğretilen zenginliklere kapılmamış, iç
dünyalarının zenginliğiyle bizleri büyüleyecek, Tibet halkının
yaşamlarına, kültürlerine tanıklık edeceğiz. Yüksekliğinden ötürü ağaç
bile yetişmeyen eşsiz coğrafyasında baş döndüren bir seyahat
gerçekleştireceğiz…
Bir
kez daha uzak coğrafyaları keşfetmeye gidiyoruz. Bu kez yolumuz
Tibet’e... Nepal’in başkenti Kathmandu ve Tibet’in önemli kentlerinden
Lhasa, Gyantse, Shigatse kentlerini gezip, Himalayalara, Everest ana
kampına doğru benzersiz bir yolculuğa çıkıyoruz.
|
|
 |
SEYAHAT
ÜCRETİ
NAKİT ÖDEMELERDE İNDİRİMLİ !
...... 2000 Euro + 450 Euro Uçak bileti
ÜYELİK KARTI OLANLAR İÇİN ............. 1900 Euro + 450 Euro
Uçak bileti
Tek kişilik konaklama farkı 200 Euro'dur.
ÖDEME KOŞULLARI :
Seyahate kayıt yaptırdıktan 1 hafta sonra 500 Euro ön ödeme
yapılır.
Seyahate kayıt yaptırdıktan 1 ay sonra 1000 Euro + 250 Euro uçak
bileti için toplam 1000 Euro ödeme yapılır.
Temmuz tarihinde kalan seyahat bedeli +
200 Euro Uçak bileti + 140 Euro hava alanı vergisi ve servis ücreti
ödenir.
Ödemelerde kredi kartı geçerli değildir.
Gezilerimiz Arnika Kültür Sanat Turizm -
TURSAB A - 3438 tarafından gerçekleştirilmektedir. |
|
ÜCRETE DAHİL OLANLAR
Fotograf
danışmanlığı ve rehberlik
İstanbul -
Kathmandu - İstanbul uçak bileti.
Katmandu'daki ulaşımlar, transferler, özel otobüs ile...
Kathmandu'da otelde oda / kahvaltı konaklama
Kathmandu'da rehberli geziler, müze ve ören yeri giriş ücretleri.
Tibet seyahat izni ve vize masrafları
Katmandu – Lhasa uçak bileti
Tibet turu organizasyonu, yardımcılar ve rehberlik hizmetleri
Tibet’deki ara ulaşımlar transferler (Araç Land Cruiser)
Tibette’ki konaklamalar / Oda + Kahvaltı |
ÜCRETE DAHİL OLMAYANLAR
Öğle ve akşam yemekleri, içecekler
Otel ekstraları, kişisel masraflar,
Kişisel sağlık ve seyahat sigortası, gerekli olduğunda sigorta kapsamı
dışında kalan kurtarma ve tahliye masrafları
Nepal Vizesi (Nepal
vizesini Kathmandu hava alanında alacağız / 25 USD)
Yurtdışı çıkış harcı
Hava Alanı vergileri ve servis ücretleri (140 Euro)
Bahşişler
Kişisel tercihe dayalı turlar + masrafları
|







 |
GÜNLÜK PROGRAM :
29 Ağustos 2010 Pazar / SEYAHAT
BAŞLIYOR ! :
Saat 15:00'teki uçağımız ile Bahreyn'e uçuyoruz. 18:50'de Bahreyn'deyiz.
Kathmandu uçağımız saat 00:45'te kalkacak. Yaklaşık 5 saatlik bekleme
süresinde havaalanındayız.Saat 00:45'te kalkacak uçağımız: 5 saatlik bir
uçuştan sonra Kathmandu'ya inecek. İniş saatimiz yerel saat ile sabah
08:10.
30 Ağustos 2010 P.tesi / Kathmandu
Sabah havaalanında karşılanıyoruz ve otele transfer oluyoruz. Biz kısa
bir dinlenme için odalarımıza yerleşirken pasaportlarımız Tibet vizesi
için konsolosluğa gidiyor. Öğlen yemeğinden sonra Kathmandu'da Thamel
Meydanı'na gidiyor, kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Meydandan kalabalık
ve eğlenceli olan bir yürüyüş ile Durbar Meydanı'na ulaşıyoruz.
Durbar Meydanı'nda kısa bir turun ardından hoş geldin yemeği ve yerel
dans gösterilerinin gerçekleşeceği akşam yemeğine geçiyoruz.
31 Ağustos 2010 Salı / Kathmandu -
Lhasa
Kahvaltının ardından Kathmandu'da
gezmeye devam ediyoruz.
Kathmandu’da UNESCO tarafından dünya kültür mirası
koruması altına alınan tapınaklar gezilir. Dört bir yanındaki gözleriyle
Budha’nın Kathmandu’yu izlediği Swayambhunath tapınağı, farklı
ülkelerden Budistlerin ziyaret için geldiği dünyanın en büyük Budist
tapınağı Bouddhanth, kıyısında ölü yakma törenlerinin düzenlendiği
kutsal Bagmati Nehri kenarında kurulu olan
Pashupatinath tapınağı başlıca uğrak noktalarımız olacak.
Swayambhunath:
Dünya’nın en esrarengiz yerlerinden biri olan
Swayambhunath Budist Tapınağı 2000 seneden fazla bir süredir Katmandu
Vadisi’ne bakan bu tepede bulunuyor. Swayambhunath, “kendiliğinden
yaratılmış” anlamına geliyor. Ana yapının çevresine yıllar boyunca
yapılan yeni binalar ve eklentilerle birlikte bir stupalar ve pagodalar
mozaiği oluşmuş. Ana yapı tuğla ve kilden inşa edilmiş büyük bir
yarımküre. Hemen üstünde gümüş yaldızlarla kaplanmış bir bölüm ve
küçülerek yükselen çemberlerden oluşan sivri bir kule bulunur. Yapının
dört tarafına Buda’nın “her şeyi ve her yeri gören gözleri” resmedilmiş.
Bouddhanth: Bu devasa ve çok eski Stupa, Nepal’in en özgün
yapılarından biridir ve dünyadaki en büyük Budist Tapınak olarak
bilinir. İnsanlar Dolpo ve Mugu’dan aynı zamanda Tibet’ten,
Hindistan’dan ve Bhutan’dan ziyaret için gelirler. Baudhanath Stupası
dört bir tarafındaki Buda’nın herşeyi gören gözleriyle birlikte,
Kasyapa’dan yani,önceki zamanın Buda’sından kalanları da saklamaktadır.
Stupa, 100 metre çapındadır ve sekizgen temel üzerine bina edilmiştir.
İçinde beşinci yüzyılda Lichichivi Kralı Mana Deva tarafından yaptırılan
dua çarkları bulunan stupa, 36 metre yüksekliğindedir. Bu kulenin
üstünde “Buda’nın gören gözleri” ve aydınlanma sürecininin, sadakatin,
şefkatin, bilmenin ve nirvananın sembolü olan kule yükselir.
Pashupatinath:
Kısa bir yürüyüşle Şiva-Pashupatinath tapınağına geçilir. İki katlı
altın çatısı ve gümüş kapısı olan tapınak Newari mimarisinin en güzel
yapılarından biridir. Kutsal Bagmati Nehrinin kenarına kurulmuştur.
Tapınağın içine sadece Hindular girebilir. Ziyaretçiler Bagmati
Nehri’nin doğusundaki yamaçtan tapınağı seyrederler. Pashupati’nin
kelime anlamı “hayvanların efendisi” dir. Kutsal nehri geçince, dekore
edilmiş anıtlar sırasının üstünde “Slashmantak veya Mrigasthali
Ban(dağ)”ı görünür. Efsanelere göre Lord Şiva tanrılardan kaçmak için
antilop şeklin girerek burada yaşamış.
01 Eylül 2010 Çarşamba /
Patan
Bugün Patan ve Nepal köylerinin genel atmosferini sunan civar
köylerini gezip sonrasında Kathmandu'ya dönüyoruz.
Patan:
“Lalitpur” olarak da bilinir, kelime anlamı güzel sanatların şehridir.
Şehir hala ortaçağ havasını muhafaza eder. Burada yaşayanların neredeyse
yarısı çeşitli el sanatlarıyla uğraşır. Patan Budistler için Asya’daki
en önemli şehirlerden biridir. 7inci yüzyıldan beri Hindistan, Tibet ve
Çin’den hacılar, bilginler ve keşişler şehri ziyaret ederler. Rivayete
göre bir zamanlar şehir sadece keşişler ve zanaatkarlardan oluşmaktaydı.
Patan Hindu tapınakları, Budist anıtları, bronz figürleri, koruyucu
tanrıları harika metal ve tahta oymalarla bezenmiş yapılarla doludur.
Eski çağlardan beri geleneksel üretimin devam ettiği Patan’da bugün de
çalışan ustaların ataları Pekin’den Tibet’e kadar manastırlar, pagodalar
bezemek, Buda’nın ve diğer tanrıların figürlerini imal etmek için
çağrılmışlar.
02
Eylül 2010 Perşembe / Kathmandu - Lhasa
Kahvaltı sonrasında Tibet’in başkenti Lhasa’ya
uçuyoruz. Tibetli rehberimizle buluşup ciplerle iki saat uzaklıktaki
şehir merkezine hareket ediyoruz. Otelimize yerleşip günün geri kalanını
dinlenerek yüksek rakıma uyum sağlamaya çalışarak geçiriyoruz.
Yerel dilde tanrıların tapınağı anlamına gelen Lhasa, yasak kent diye
de tanınır.
1900’lü
yıllara kadar sadece Tibetliler girebiliyordu bu kente. Kentin deniz
seviyesinden yüksekliği 3600 metredir.
03
Eylül 2010 Cuma / Lhasa
Kahvaltı sonrası, rehber eşliğinde
kentteki tapınakları gezmeye başlıyoruz.
Potala Sarayı: 17. yüzyılda 5.
Dalai Lama tahta çıktıktan sonra kendisini siyasi lider de ilan edip,
7.yüzyılda Kral Gampo tarafından yaptırılan Potala Sarayı'nı, restore
ettirmiştir. Tibet'in dini ve siyasi tüm işleri uzun yıllar bu saraydan
yürütülmüştür. Bine yakın oda barındıran saray, devasa bir müzeyi
andırmakta. Deniz seviyesinden 3765 metre yüksekte kurulmuş olan bu
yapı, dünyanın en yüksek sarayı unvanını da taşıyor. Batıdan doğuya 400
metre, kuzeyden güneye 350 metre’lik bir alana kurulu sarayın içinde
Dalai Lamalar’ın stupaları, birçok oda, mabet ve toplantı salonu yer
alıyor.
Jokhang Tapınağı: 7. yüzyılda inşa edilen Jokhang Tapınağı, Han
ve Tibet mimari özellikleriyle Tibet bölgesinde bilinen en eski ahşap
tapınak olma özelliğini taşıyor. Tarih boyunca gerçekleştirilen
genişletme çalışmaları ve onarımlar sonrasında tapınak üç katlı ve 25
bin metrekarelik alana kurulu görkemli bir tapınak halini almıştır.
Jokhang tapınağın çevreleyen Barkor, Arnavut kaldırımı daracık
caddeleriyle Lhasa’nın merkez çarşısıdır. Günümüzü, bu sokaklarda akıp
giden günlük yaşama katılarak tamamlıyoruz.
04 Eylül 2010 Cumartesi /
Lhasa
Kahvaltı sonrası, rehber eşliğinde kentteki tapınakları
gezmeye devam ediyoruz.
Drepung
Manastırı:
Potala sarayı sonrasında, Gengeiwuzi Dağı 'nın
eteklerinde kurulu Tibet'in en büyük manastırı Drepung’u ziyaret
ediyoruz. 14. yüzyılda 250 bin m²'lik bir alana kurulan manastır, aynı
zamanda Budist manastırların en büyüğü olma unvanını taşıyor.
Manastır’ın çatısı kentin panoramik görüntüsünü gözler önüne seriyor. 5.
Dali Lama Potala Sarayı 'nı yaptırıp kendisini siyasi lider de ilan
edene kadar, Dalai Lamalar bu manastırda çalışmışlardır. Potala
Sarayı’ndan sonra bu manastır önemini kaybetmiş ve 10 binlerle ifade
edilen rahip sayısı günümüzde yüzlerle ifade edilir hale gelmiştir.
Sera Manastırı: Sera Manastırı Tibet inancında en üst tarikat
olan Dgelugspa “Sarı Şapkalılar” tarikatının ibadet yeridir. Wudu Hill
tepesinin eteklerinde kurulu manastırın yapımı15. Yüzyıl başlarında
tamamlanmıştır. Bir zamanlar içinde bin kadar rahip barındıran
manastırda bugün bu sayı ancak yüzlerle ifade edilebiliyor. Sera
Manastırı'nda, hasta çocukların ailelerinin dua edip dilek dilediği at
başlı heykel dikkat çeken yerler arasında.
Dalai Lama’nın yazlık sarayı diye de bilinen Norbulinkha Parkı:
Dalai Lamalar, 18. yüzyıl ortalarından itibaren yaz aylarını bu
bahçedeki saraylarda geçirmeye başlamışlar. 13. Dalai Lama döneminde
Yazlık Saray genişletilmiştir. Tibet’in Çin tarafından istila edilmesi
sonrası Hindistan'a sığınan14. Dalai Lama’da, 1954 yılında bu bahçede
bir saray daha yaptırmıştır. Farklı ülkelerden gelen çeşitli
armağanların yanı sıra Tibetlilerden gelen hediyeler de burada
sergilenmektedir. İçinde bir arkeolojik müze olan park, piknik amaçlı
da kullanılmaktadır.
05 Eylül 2010
Pazar /
Lhasa'dan
Gyantse'ye...
Kahvaltı sonrasında otelimizden ayrılıp Gyantse kentine doğru
yola çıkıyoruz. 7252 metrelik Nazin Kang Sa zirvesinin,
Yamdrok-tso Gölü'ne yansımış eşsiz görüntüsünü 4794 metre
yükseklikte, Khamb La’da fotograflayacağız.
Sonraki durağımız 5045 metrelik rakımıyla Kora La Geçidi.
Yol kenarından yüzlerce metre aşağıya sarkan devasa buzulların muhteşem
görüntüsüyle büyüleneceğiz. Rengârenk Tibet Köylerini, vadileri geçip
3950 metrelik rakımıyla Gyantse kentine varıyoruz.
Otelde vereceğimiz kısa bir dinlenme molası sonrasında
15. yüzyılda inşa edilmiş Kumbum Manastırı'nı geziyoruz. Altın
kubbesi, sayısız tapınakları ve etkileyici duvar resimleriyle, Tibet
Budizminin Sakya, Gelupga ve Gedan tarikatlarına bu manastır tek çatı
altında ev sahipliği yapmaktadır. Bu tapınakta yer alan odalarda
Buddha’nın çeşitli büyüklüklerde 100.000 adet heykelinin yer aldığı
söylenmektedir. |
 |
06
Eylül 2010 Pazartesi /
Gyantse'den Shigatse'ye...
Kahvaltı sonrasında şehrin göbeğinde yer alan 14. yüzyıla tarihlenen
Dzong Kalesi'ni ziyaret ediyoruz. Buradan Nyang Chu Vadisini
ve Gyantse kentini izliyoruz. Gyantse, Tibet Platosunun üçüncü büyük
kenti olup Nyang-chu Vadisinde yer alan temiz ve düzenli bir
yerleşim merkezi.
Bugün Gyantse
Shigatse yolumuz üzerinde yer alan Tibet’in bereketli ovalarından
geçiyoruz.
Yol boyunca
karşılaşacağımız tarlalarda sabanlarla çalışan insanlar, eşsiz Tibet
köyleri, dağ manastırları neredeyse tüm günümüzü alacak...
Geceyi
Shigatse’de otelimizde geçiriyoruz.
|





 |
07
Eylül 2010 Salı /
Shigatse'den Shegar'a (Yeni
Tingri) ...
Shigatse, Tibet’in ikinci büyük şehri konumunda. Şehrin mimari havasına
ağırlıklı olarak Çin yapılaşması hâkim.
Kahvaltı sonrasında Tashilumpo Manastırı'nı ziyaret ediyoruz. Biz
manastırı gezerken Everest ana kampı için gerekli izinler alınacak.
Tashilumpo Manastırı: Milattan sonra 15. yüzyıl ortalarına
tarihlenen bu tapınak Tibet’teki en eski manastırlardan biri olarak
bilinmektedir. Kırmızı ve beyaza boyanmış binaları, gösterişli çatıları
ile etkileyici bir görünüm sunan bu yapıdaki tapınaklardan birinde yer
alan 9. Dalai Lama tarafından yaptırılmış 26m yüksekliğinde 275kg
ağırlığında devasa Buddha heykeli, altın, mercan, inci ve amber
süslemeleriyle görülmeye değer bir statüdür.
Yönümüz artık Everest Ana Kampına dönmeye başlıyor. Shegar yolu üzerinde
eşsiz Sekya Antik Kentini ve Sekya Manastırını ziyaret ediyoruz.
Tibet’in kıraç topraklarında yol almaya devam ediyoruz. Yolculuğumuzun
en yüksek noktasını aşıyoruz bugün, 5220 metrelik rakımıyla Gyamtso
La. Sonrasında terk edilmiş manastırları, göçebe çadırlarını, yüksek
rakımdan ötürü ağaç yetişmeyen kıraç toprakları geçerek ovaya iniyoruz,
geceyi Shegar’da geçiriyoruz.
Shegar Everest Ana Kampı öncesi yüksek irtifaya uyum sağlamak için
gezginlerin geceyi geçirdiği bir kasaba.
08 Eylül
2010 Çarşamba /
Shegar'dan Rongbuk'a (Everest Ana Kampı)...
Bugün otobandan ayrılıp 5150 metrelik rakımıyla Pang La üzerinden
güneye, ana Himalayalar silsilesine doğru arazide yol
almaya başlıyoruz. Makalu’dan Shishapangma’ya kesintisiz
izlenen manzaranın muhteşem görüntüsüyle büyüleniyoruz Pang La’da.
Geçitin biraz aşağısında Everest gözden kayboluyor, ancak
Rongbuk Vadisine döndüğümüz noktada, daha önce hiç görmediğimiz bir
ihtişamla karşımızda beliriyor batılıların Everest Tepesi diye
adlandırdığı Sagarmatha.
Geceyi Rongbuk’ta otantik Tibet Göçebe çadırlarında geçireceğiz, ancak
öncesinde gerekli izinlerimizi alıp Everest’in güney yüzünü en iyi
görebileceğimiz ana kampa gidiyoruz.
Hayatımızda kaç kez 5000 metrede Everest’in güney yüzüne karşı oturup
onu izlemenin keyfine varma şansımız olacak acaba? Everest ana kampında
bu günün tadını çıkarıyoruz.
09 Eylül 2010
Perşembe /
Rongbuk’tan
Zhangmu'ya ...
Sabah gün doğumunu ana kampa gidip Everest’i selamlayarak karşılıyoruz.
Sonrasında göçebe çadırlarımıza dönüp kahvaltımızı yapıyoruz. Bugün
sınıra Zhangmu kasabasına doğru yola koyuluyoruz. Yolumuzun büyük bir
kısmı 5000 metrelik Himalaya düzlüklerinde yorucu ancak bir o kadar
muhteşem arazide off-road olarak alıyoruz.
Bugün yine iki yüksek geçit aşıyoruz; Lalung La 5124 m ve
Shung La 5200 m. Shishapangma, Cho Oyu, Menlungtse
ve Gauri Shankar Zirvelerinin muhteşem manzarası eşliğinde
yolumuza devam ediyoruz. Çorak düzlüklerden sonra bir anda kendimizi
adeta Karadeniz’de Zigana geçidinde buluyoruz. Sarp geçitleri, başımızı
döndüren virajları aşıp 2300 metrelik sınır kasabasına iniyoruz.
10
Eylül 2010 Cuma /
Zhangmu'dan Kathmandu'ya ...
Kahvaltı sonrasında Koshi Nehrini geçip Nepal sınırlarına
giriyoruz. Yemyeşil vadiler, coşkun nehirler Nepal yolumuzda da bize
eşlik etmeye devam ediyor. Köylerde, pirinç tarlarında vereceğimiz
molalar, yüreğimizi ağzımıza getirecek olan bungee jumping
meraklılarının atlayışları eşliğinde Dhulikel kentine varıp vadiyi
seyreden bir otel terasında yemek molası veriyoruz.
Dhulikel’de tarihi eski kenti dolaşıp Kathmandu’ya ilerliyoruz. Geceyi
Kathmandu’da otelimizde geçiriyoruz.
11
Eylül 2010 Cumartesi / Kathmandu
- Dönüş Yolculuğu
Bugün Kathmandu'da son günümüz. Sabah kahvaltıdan sonra son bir
selamlama ve son alışverişler için Kathmandu sokaklarındayız.
Saat 19:10 uçağı
ile Bahreyn / Manamah'a ulaşıyoruz. Gece otelde kalıyoruz.
12 Eylül 2010 Pazar /
BAHREYN - İSTANBUL
Saat 09:55 uçağı ile dönüşe başlıyor ve 14:00'te İstanbul'a ulaşıyoruz.
SEYAHAT PROGRAMI :
İstanbul-Katmandu arası ve Katmandu- Tibet arası uçak ile kat edilir.
Tibet’ten Katmandu’ya kara yoluyla geçilir, uçakla İstanbul’a dönülür.
Yolculuk ana olarak iki bölümden oluşur; İlk etapta Katmandu ve Tibet’in
büyük kentlerindeki tarihi yerler, tapınaklar, meydanlar, anıtsal kent
dokusu gezilir. Gezinin ikinci etabı Everest Ana Kampı'nı da kapsayan,
köyleri, terk edilmiş tapınakları ve muhteşem doğasıyla Tibet Platosu
seyahatidir.
Bu yolculuklar;
Seyahat kültürü, doğa, tarih, kent ve fotograf gezileridir ve sınırlı
sayıda katılımcı ile gerçekleştirilir. Seyahatin belirli bir programı
vardır, ancak günlük yaşam katılımcıların desteği ile üretilir. Turistik
gezilerden farklı olarak gidilen bölgelerdeki tarihe, coğrafyaya,
kültüre ve günlük yaşama daha içerden tanık olma, dahil olma şansı
bulunur. Her katılımcı bir yandan da kendi yolculuğunu yapacak fırsatlar
bulur.
Katılımcı sayısının sınırlı tutulması sayesinde hareket kabiliyeti
artar, yolculuk esnasında pek çok sürprizi (düğün, festival vb.)
değerlendirme şansı olur. Ayrıca fotograf çalışmaları, video çekimi,
çeşitli röportajlar ve tanıklıklar için fırsat bulunur. Her seyahatte
geriye özlenecek bir şeyler bırakılır, her şey tüketilmez…
Yola bir kez çıkılmışsa eğer, maceralar, sözleşmelerin
bittiği yerde başlar.
Ne zaman gidilir;
Havanın açık, Himalaya zirvelerinin muhteşem olduğu ve yüksek geçitlerin
sorunsuz aşılabildiği, Nisan / Mayıs ve Ağustos / Eylül ayları yolculuk
için en uygun aylardır. Bu dönemler rüzgârın ve karın az olduğu,
günlerin güneşli geçtiği aylardır. Gecelerin sıfırın altına indiği bu
aylarda, gündüz sıcaklıkları ılıman değerlerdedir.
|
|
Sağlık Önerileri;
Tibet’te
sağlığımızı tehdit edecek önemli bir hastalık yoktur. Ancak tifo,
difteri, tetanos, Hepatit aşılarımızın yapılmış olması tavsiye edilir.
Yüksekliğe bağlı rahatsızlıklar, mide bulantısı, baş ağrısı, sindirim
sistemi rahatsızlıkları, boğaz ağrısı, soğuk algınlığı, eklem, doku
incinmeleri karşılaşabileceğimiz sağlık problemleri arasında
sayılabilir. Bu tür problemlere karşı küçük bir sağlık çantası
hazırlamak faydalı olacaktır.
Şehir
merkezlerinde, eczane ve sağlık klinikleri kolaylıkla bulunabilmekte,
reçetesiz ilaç satın alınabilmektedir.
Sağlık Çantamızda Olması Gerekenler;
Araçlarımızda
detaylı bir ilk yardım seti bulunacaktır. Ancak yanımızda aşağıdaki
ilaçları bulundurmak pratik ve faydalı olacaktır;
* Ağrı kesici,
ateş düşürücü (Aspirin, Panadol)
* Alerjik
rahatsızlıklar için Antihistaminikler ve kremler
*
Antibiyotikler (Doktora danışılarak)
* Mide ve
barsak rahatsızlıkları için ilaçlar
* Küçük kesik
ve yaralanmalar için antiseptik solüsyonlar ve antibiyotikli kremler,
yara bantları
* Küçük
incinmeler için elastik bandajlar
* Güneş
koruyucu kremler
* Boğaz
pastilleri
* Göz damlası
Dikkat etmemiz gerekenler;
Seyahat
süresince yediklerimize, içtiklerimize dikkat etmemiz en önemli sağlık
kuralıdır. Sadece şişe suyu içmeye, meyve sularına buz ve şebeke suyu
katılmamış olmasına dikkat etmeliyiz. Salata ve meyvelerin temiz suyla
yıkanmış olmasına dikkat etmeliyiz. Yeni pişmiş gıdaları tercih
etmeliyiz, beklemiş ya da ısıtılmış gıdaları tüketmemeliyiz.
Ellerimizi sık
sık yıkamalıyız, dişlerimizi fırçalarken şişe suyu kullanmalıyız.
Giysilerimiz,
hava güneşli ya da sıcak olduğunda çıkarmaya uygun, soğuk olduğunda ise
giyinmeye uygun, ince ancak kat kat olmalıdır.
Konaklama Koşulları:
Tibet'te Nyalam, Tingri,
Lahtse gibi yerlerde konaklama temel ihtiyaçları karşılayacak
kalitededir. 2 ya da 4 kişilik ortak odalarda kalmak durumundayız.
Banyo, WC ise ortak kullanılır. Shigatse, Gyantse ve Lahsa'da ise daha
rahat koşullara sahip olacağız. |
Yüksek
Rakım Kaynaklı Rahatsızlıklar;
Aklimatizasyon diye
bilinen Akut Dağ Hastalığı en sık karşılaşılan problemdir. Yaş,
cinsiyet ve fiziksel kondisyona bağlı olarak kişisel etkileri farklıdır.
Aklimatizasyon, 3000 metre ve daha üst rakımlarda,
vücudun kendini azalan
oksijen miktarına ayarlaması işlemidir. Birkaç günde gerçekleşen, yavaş
bir olaydır.
Yüksek irtifaya çıkan hemen herkeste görülebilecek belli normal fizyolojik
değişiklikler:
Hiperventilasyon (hızlı nefes alma)
Kalp atış hızında artma
Eforla tıkanma
İdrarda artma
Gece solunum ritminde değişme
Gece sık uyanma
Garip rüyalar
ADH
Belirtileri;
Mutlaka baş ağrısı vardır. Buna ek olarak da bulantı-kusma,
yorgunluk-kuvvetsizlik, baş dönmesi-boşluk hissi, uyuma güçlüğü gibi
belirtilerden en az birisi daha varsa buna Akut Dağ Hastalığı denir.
ADH tanısı
konulduktan sonra yapılacaklar;
1-Daha fazla yükseğe çıkmayın. En önemli uyulacak kural budur (altın
kural).
2-Aynı yükseklikte dinlenin. Bol sıvı alın. Baş ağrısı için ağrı
kesiciler, bulantı-kusma için ilaçlar kullanın.
3- 300-500 metrelik bir irtifa kaybı iyileşmeye yardımcı olur.
4-Hafif
şeklinde belirtilerde düzelme olmazsa (yaklaşık 6-12 saatte), ya da daha
ciddi ADH belirtilerinin varlığında, yukarıdaki önlemlere ek olarak
asetazolamid (Diazomid-Diamox tb, 250 mg lık formda) isimli ilaç
kullanılabilir.
Kalp ve dolaşım
sistemi problemi olanlar, 2500 metre ve üzeri rakımlarda risk
altındadırlar.
|
FAZIL YILDIRIM'ın FAS FOTOGRAFLARI İÇİN
TIKLAYINIZ...
FAZIL
YILDIRIM'ın NEPAL FOTOGRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ ...
FAZIL YILDIRIM'ın İSTANBUL FOTOGRAFLARI İÇİN
TIKLAYINIZ ...
Fazıl YILDIRIM'ın FAS GÖSTERİSİ İÇİN
TIKLAYINIZ!
(Gösteri Facebook üzerinden izlenebilmektedir)

|
FAZIL
H. YILDIRIM
1992 yılında tanıştığı İstanbul’la birlikte fotografa ilgi duymaya
başladı. İlk fotograf makinesini, bunun evde küçük bir kıyamete vesile
olacağından habersiz, ortaokul bursuyla aldı. Öğrenci bütçesini zorlayan
fotograf uğraşı, yıllar içinde ağır aksak ilerleyebildi. ODTÜ’de
başlayıp Marmara Üniversitesi'nde nihayete kavuşan üniversite eğitimiyle
makine mühendisliği unvanına hak kazanıp aile arzusunu yerine getirmiş
oldu. 2000’li yıllarla birlikte fotografla yoğun olarak ilgilenme
fırsatına kavuştu. Profesyonel iş yaşamının yanı sıra FOTOTREK FOTOGRAF
MERKEZİ kurslarına devam etti.
Yıllar içinde ilerleyen fotograf
çalışmaları sokak ve seyahat fotografçılığı alanında yoğunlaşmaya
başladı. Burası İstanbul, Buğ Gemileri, Gün Batımı Hikayeleri, adlı
İstanbul portfolyoları çeşitli yayın ve sitelerde yer aldı.
Gerçekleştirdiği, Suriye, Nepal, Fas, İspanya seyahatleri sonrasında
hazırladığı gösterilerle fotograf severlerle buluştu.
Fazıl Hüsnü
Yıldırım, İstanbul semtlerini kapsayan sokak fotografları proje
çalışmasına devam etmektedir. |
|
|
|
|
|