FOTOTREK
FOTOGRAF
MERKEZİ |
İstiklal Caddesi
Mısır Apt. No : 311 K. 1 D.3
Beyoğlu - İstanbul |
|
0.212.251 90 14 0.212.245 78 57 |
|
fototrek@fototrek.com |
| |
| |
|
|
| |
| |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Burada göreceğiniz fotografların bütün hakları fotografçıya ait olup,
izinsiz kullanılmaması rica olunur.
Çalışmaların
izinsiz olarak kullanılması durumunda 5846 sayılı Fikir ve
Sanat Eserleri Kanunu’na dayanarak, hukuki yola başvuracağımızı
hatırlatırız.
|
|
Atın eşkin,kılıcın
keskin olsun...
Türkler tarihçiler tarafından her zaman ‘’at üzerinde bir ulus’’
olarak tanımlamışlardır.Gerçekten de tarih boyunca kültürümüzde ve
yüreğimizde ‘’at sevgisi’’hep varolmuştur.
Atlı sporlar günümüzde her ne kadar popüler bir spor dalı gibi
görünmüyorsa da ,aslında toplumun büyük kesiminin yakından ilgilendiği
sosyal bir olgudur. Geçmişte sadece amatör ruhla yapılan bu
spora,askerler sivillerden daha çok önem veriyordu.
Artık profesyonelleşen sivil binicilik de bir sanayi halini aldı ve bu
alana büyük yatırımlar yapılmaya başlandı. Sıkı çalışma,zaman ve maddi
imkan gerektirdiği için at sahibi olmak da hafife alınacak iş
değildir.Tüm bu zorlukların karşılığında,her at sahibinin gönlünde bir
gün Gazi koşusuna katılabilmek ve kazanmak yatar. Çünkü bu koşuyu
kazanan safkan yılın en başarılı atı unvanına sahip olup yarışçılık
tarihinde önemli bir yer kazanmaktadır. Ama Gazi koşusunun en önemli
özelliği de 3yaşlı safkan İngiliz taylarının yarış hayatlarında sadece
bir kez katılabilmeleridir. Tüm yarışlar arasında çok özel bir anlam
taşıyan Gazi koşusunun ödülü de Atatürk’ün at üzerinde ki som gümüş
heykelidir.
At sahipleri dışında, bu spora gönül verenlerin Kabesi de Veliefendi
hipodromudur.
Burası atların koştuğu, koşan atlara bahislerin oynandığı,kazananın ve
(çoğunlukla) kaybedenin bağırdığı, ailenin Pazar gezmesinin de
piknikle aradan çıkarıldığı, ’’ yürü be oğlum,kop da gel…’’ gibi
lafların sıkça duyulduğu renkli bir alandır.
Atçılıkla uğraşanların dışındakiler sabah sıcak yataklarında
uyurken;antrenörler, seyisler,jokeyler ‘en hızlı safkanı’ yaratmak
için her gün ahırlarda ve pistlerde gözlerini açarlar. Yarış atlarının
çok disiplinli bir yaşamı olduğu için, 24 saat atlarla beraber olmak
gönüllü bir yalnızlığı kabullenmektir ve başarıya götüren de bu
emektir.
Yazı ve fotograflar : Buket ALTUĞ
|
|
|

Atlar son dört yüz metre virajında ...

Yeni bir gün, yine bir antrenman ...
Dön dön ! Nereye kadar ?

Şu tarafa bak ve gülümse oğlum !
Kum pistte yarış hazırlığı ...

Yorumsuz ...
Su gibi ömrün olsun ...

Ahır bölgesi ...
Apranti okulunda binicilik dersi ...

İşler bitince herkes kendi yerine ...

Veliefendi'de "Pazar keyfi" ...
Dışarda da içerde de sonuç değişmiyor ... Hep aynı yalnızlık ...

Her hafta oynanır, kaybedilir, ama yine oynanır ...
Zor hesap ... Yaz yaz tutmuyor ...

Keşke yarış bitince de böyle gülebilseydi ...
Son düzlüğe girerken bir atak, hadi oğlum kop da gel !

Ve finish : Kimi zengin eden kimi bir haftalık
Tribünde de yürekler
ağızda ...
küstüren ...

Veliefendi'de bir gün bitti. Galiba altılıyı kaybeden birisi
çocuğu da unutup gitti.
Yazı ve fotograflar : Buket ALTUĞ |
|
|
|
|
|
|