FotoTrek Seminerleri            
             
FOTOTREK
FOTOGRAF MERKEZİ

İstiklal Caddesi
Mısır Apt. No : 311 K. 1 D.3
 Beyoğlu - İstanbul

0.212.251 90 14
0.212.245 78 57

fototrek@fototrek.com
 
 
 
 Fototrek E-posta Listesi
Listemize kaydolmak için e-posta adresinizi lütfen aşağıdaki boşluğa yazınız
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

Walker Evans (1903-1975)

 
 











 

“Sokağa gözümün eğitimi ve gözün açlık duyduğu gıda için çıkıyorum; benim gözüm aç.”

Walker Evans, 3 Kasım 1903’te ABD’nin ortabatısındaki St. Louis kentinde varlıklı sayılabilecek bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bundan kısa bir süre sonra reklamcılık yapan babasının yeni işi sebebiyle aile, Evans’ın onaltı yaşına kadar kalacağı Chicago’ya taşındı. 1919’da babasının komşusuyla evlenmek üzere annesinden boşanmasıyla aile dağıldı ve Evans bir yatılı okula gitmek zorunda kaldı. Üniversite öğrenimi için Yale’e yaptığı başvurusu reddedilince Williams College’a girdi ancak ilk yılını bitirince okuldan ayrılarak New York’a gitti. Bu dönemde en önemli uğraşı edebiyat olan Evans, kentin halk kütüphanesinde çalışarak, vaktini okuma ve yazmayla geçirmeye başladı. Eliot, Pound, Joyce ve Hemingway en etkilendiği edebiyatçılardı.

Yazar olma hevesiyle 1926’da Paris’e giden Evans, Sorbonne Üniversitesi’nin edebiyat derslerine girdi, özellikle Flaubert ve Baudelaire üzerinde yoğunlaştı. Ancak ertesi yıl iyi bir yazar olamayacağını anlayıp, hayal kırıklığı içinde New York’a geri döndü. 1928’de, daha önce bir hobi olarak başladığı fotografa ciddi anlamda eğilmeye karar verdi. Bu dönemde tanıştığı arkadaşları da onu bu konuda desteklediler. Alman yazar ve fotografçı Paul Grotz ona bir Leica hediye etti ve bu Leica Evans’ın gerçek anlamdaki fotografçılık yaşamının ilk makinesi oldu. Ayrıca fotografçı Berenice Abbott’la tanışması onun fotografa olan ilgisini arttırdı. Abbott, Evans’ı Eugène Atget’nin eserleriyle tanıştırdı ve genç Evans Atget’den çok etkilendi. Aynı dönemde Evans, ünlü fotografçı Alfred Stieglitz’le de tanışma fırsatını buldu. Onun tarzından etkilenmesine karşın, Stieglitz’in öznel ve estetikleştiren tarzına karşı çıktı ve ilerleyen yıllarda bunun tam tersi yönde kendi belgesel fotograf tarzını yarattı.

Bu arada yazar arkadaşı Hart Crane, yeni kitabı The Bridge için çiçeği burnunda fotografçıdan Brooklyn köprüsünün fotograflarını çekmesini istedi ve bu fotografların üçü Crane’in kitabında kullanıldı. Böylece Evans profesyonel fotografa adım atmış oldu. İlerleyen yıllarda daha çok mimari tarzlar üzerinde yoğunlaşan Evans, çoğunlukla sokağa çıkıp etrafı görüntülemeye başladı. 1930 yılında arkadaşı Lincoln Kirstein, bir kitap projesi için onu New England’a yolladı. Burada Evans, Victoria dönemi mimarisi konulu bir çalışma yaptı ve ilk defa geniş formatlı makine kullanmaya başladı. İlk sergisini 1932 yılında açan Evans, ardından Carleton Beals’ın The Crime of Cuba adlı kitabına basılmak üzere fotograf çekmek için Küba’ya gitti. Buradaki üç haftalık çalışması Evans’ın kişisel üslubunu sağlamlaştırdı. Kirstein’la beraber yaptığı çalışma 1933’te New York Modern Sanat Müzesi’nde sergilenince, bu yazarla başka üç kitabında daha çalıştı ve bu fotografları Hound & Horn gazetesinde yayımlandı.

Evans 1935’te üç yeni projeye başladı. Bunlardan ilkini New York Modern Sanat Müzesi’nin teklifini kabul etmesiyle gerçekleştirdi. Afrika sanatını incelemek üzere yaptığı bu çalışma, müzenin African Negro Art sergisinde gösterildi. Bundan sonra Mississippi etrafındaki plantasyon evlerini görüntülemek amacıyla güneye yöneldi. Aynı yıl, daha sonra Farm Security Administration (FSA) adını alacak olan Devlet İskân Müdürlüğü ile yaptığı anlaşma çerçevesinde bu kurum için çalışmaya başladı ve dört yıl boyunca ABD’nin kırsal kesimindeki yaşamı görüntüledi. Çoğunlukla köylü ve çiftçileri konu ettiği fotograflarıyla ekonomik buhranın kırsal halk üzerindeki etkisini gözler önüne serdi. Ertesi yıl FSA’dan bağımsız olarak, yazar James Agee ile Fortune dergisi için bir projeye başladı. İkili Alabama’da çiftçi ailelerle beraber iki ay geçirdi ve ortaya Evans’ın 1941’de yayımlanan Let Us Now Praise Famous Men adlı albümü çıktı.

1938’de metro yolcularının gizli portrelerini çeken Evans, böylelikle kontrollü kadraj ve ışıklandırmadan uzaklaşarak, anı en saf biçimiyle yakalamanın peşine düştü. 1943-44 arasında Time’da yazarlık yaptıktan sonra Fortune’da sürekli olarak çalışmaya başladı. 1965’e kadar bu dergide fotografçılık, yazarlık ve editörlük gibi çeşitli görevler üstlenen Evans, bu dönemde bir çok çalışmaya imza attı. Bu dönemde SX-70 Polaroid ile çok sayıda fotograf çekti ve bu teknikle dahi sanat yapılabileceğini gösterdi. 1965’te Yale Üniversitesi’nin grafik tasarı bölümünde profesör oldu ve on yıl sonra New Haven’da ölene kadar bu görevini sürdürdü.

Profesyonel yaşamı boyunca bir çok ödül almış olan Walker Evans, günümüzde 1930’ların Amerikan belgesel fotografçılığının gelişmesinde rol oynamış en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilmekte. Çalışmalarındaki özgün tarzıyla Amerikan toplumunun gerçeklerini dürüst bir biçimde karesine taşımayı başarmıştır. Özellikle ekonomik buhranın kurbanlarını görüntülerken taviz vermediği gerçekçiliği, Evans’ın inandığı önemli bir ilkeydi. Baudelaire gibi o da sanatçının görevinin en acı gerçeklerle yüz yüze gelmek ve bunları dünyanın geri kalanına duyurmak olduğuna inanıyordu. Evans’ın cepheden detaylı insan tasvirleri ve Amerikan şehir yaşamının suni objelerini görüntülemesi, kendisinden sonra başka bir çok fotografçıyı etkiledi. Robert Frank ve Gary Winogrand gibi fotografçılar onun izinden ilerlediler. 

Kaynakça
Walker Evans The Hungry Eye,
Gilles Mora & John T. Hill, 1993
Walker Evans,
Luc Sante, Phaidon 2001

http://www.masters-of-photography.com/E/evans/evans_articles1.html
http://www.leegallery.com/evans.html
http://www.cosmopolis.ch/english/cosmo8/walkerevans.htm

 

 

 

 

 



 

 

biz kimiz - seminerler - geziler - etkinlikler - atölyeler - galeri - linkler

Bütün hakları saklıdır. Copyright 2002 - FOTOTREK

Tasarım ve Uygulama -  Fikirkutusu.com