Home > Atölye Galerileri > Veliefendi’de Bitmeyen Döngü / Engin AKGÜN

Veliefendi’de Bitmeyen Döngü / Engin AKGÜN

 Veliefendi’de Bitmeyen Döngü 

Veliefendi’de her günün sonu birbirine benzer. Güneş batıp kalabalık dağıldığında geriye hep aynı manzara kalır: Yerlerde uçuşan yırtılmış kuponlar, öfkeyle buruşturulmuş bültenler ve masalarda bırakılmış boş bardaklar… Tüm bunlar çoğunlukla kaybetmenin sessiz tanıklarıdır. Ancak bu hüzünlü son, bir bitiş değil; ertesi yarış günü aynı renklilik ve heyecanla başlayacak olan o büyük döngünün sadece bir molasıdır. 

Sahne Kuruluyor: Padok ve Son Taktikler 

Yeni bir gün başladığında, yarış öncesi atlar adeta görücüye çıkar gibi seyisleri eşliğinde padoğa getirilir. Görevlilerin her bir atı özelliklerine ve görünüşüne göre titizlikle kontrol ettiği bu alan; seyircilerin atları ve at sahiplerini yakından görebildiği, nefeslerin tutulduğu yerdir. Kenarda toplanan kalabalık, ellerindeki bültenlere sıkı sıkı sarılmış halde, birazdan üzerine bahis oynayacakları atların her kas seğirmesini, her adımını merakla inceler. 

Bir yanda seyirciler kendi aralarında fısıldaşırken, diğer yanda jokeyler ve at sahipleri baş başa vermiş, yarış öncesi son taktikleri konuşmaktadır. Sessiz gerilimi yırtan o zil sesi duyulduğunda her şey hızlanır. Seyislerin yardımıyla atlarına binen jokeyler, ağır adımlarla padoktan çıkarak o büyük mücadele için piste doğru yol alırlar. 

Umut Mabedi: Bahis Salonları 

Pistte atlar ısınma turları atarken, hipodromun kalbi bahis salonlarında atar. At yarışlarının en önemli ayağı olan bahisler, bu devasa tesisin her köşesine nüfuz etmiştir. Duvarlarında geçmiş yılların şampiyon atlarının ve efsane jokeylerinin gururla bakan resimlerinin asılı olduğu bu salonda, tam bir arı kovanı uğultusu hakimdir. 

Her bir yanda, hatta her kolon dibinde kendi dünyasına çekilmiş, elindeki bültenle derinlemesine kupon çalışan birini görmek mümkündür. Masalarda ise kimi tek başına kimi gruplar halinde bir sonraki yarışı bekleyen, tahminlerini tartışan insanlar vardır. Gişe önleri her daim hareketlidir; kuponunu büyük bir inançla yatıranlar ve yatırdıkları kuponlar hakkında hararetli yorumlar yapanlar salonun hiç bitmeyen enerjisini oluşturur. İlginçtir ki, kuponlar oynandıktan sonra bile o bültenler bir kenara bırakılmaz, incelenmeye devam eder. Yarış aralarında ise salonlardaki büfelerde ufak ihtiyaçlar giderilir, çaylar, biralar yudumlanırken yeni stratejiler kurulur. 

Tribünler: Her Renkten Heyecan 

Dışarıya adım attığınızda, Veliefendi’nin farklı dünyaları kucaklayan o geniş yelpazesiyle karşılaşırsınız. Kimi seyirciler, rahatça oturup sohbet edebildikleri, bir şeyler yiyip içerek yarış öncesi zaman geçirdikleri localarda yerlerini alır. Kimi ise ücretsiz tribünlerdeki plastik koltuklara kurulur. Bu tribünlerde hayatın her kesiminden insanı yan yana, kuponlarına son bir kez umutla bakarken görebilirsiniz. 

Daha da yakından o rüzgarı hissetmek isteyenler pist kenarına dizilir, dev ekranlara yakın konumlanır. Çimlerin üzerine sere serpe yayılıp ellerindeki kuponlarla yarışı bekleyenler, hatta atların asaletini büyülenmiş gibi izleyen çocuklar bile bu büyük tablonun bir parçasıdır. 

Kapılar Açılıyor: Ve Yarış Başlar! 

Jokeyler atları biraz koşturup ısındırdıktan sonra, start box sahneye çıkar. Atlar seyislerin yoğun çabalarıyla sırayla bu kutulara sokulur. O esnada tribünlerde oynanan bahisler kafada son bir kez daha tartılır. Ve o an gelir… Kapıların açılmasıyla birlikte binlerce yürek aynı anda atmaya başlar! 

İçerideki salondakiler dev ekranların önüne kilitlenirken, dışarıdakiler pistteki tozu dumana katan bu muazzam gücü gözleriyle takip eder. Kimi zaman açık ara önde giden bir atı hem pist kenarından canlı canlı hem de dev ekrandan aynı anda izlemenin keyfi yaşanır. Bitiş çizgisine yaklaştıkça saniyeler asıra döner. O son birkaç saniyede tribünler adeta patlar; avazı çıktığı kadar bağıranlar, havaya sıçrayıp sevinenler ve başını ellerinin arasına alıp hüsrana uğrayanlar tek bir fotoğraf karesinde birleşir. 

Akşama Doğru: Bitenler ve Başlayanlar 

Yarış bittiğinde pistin ritmi hemen değişir. Start box, onu çeken traktörle bir sonraki başlangıç noktasına doğru aceleyle götürülürken, çalışanlar da yeni yarış için hazırlıklara başlar. Bitiş çizgisinde ise seyisler vardır; kimi sakince, kimi ise büyük bir heyecanla atını bekler. Yarışını tamamlayan atlar giyindirilip şefkatle ahırlarına doğru götürülürken, birkaç sadık seyirci o anları sessizce gözleriyle takip eder. 

Güneş yerini akşam karanlığına bıraktığında, gece yarışları için padoğa yeni atlar çıkarılır. Bu durum, seyirciler için taze bahis fikirleri ve bültenlere yeniden gömülmek demektir. Akşamın son yarışlarına gelindiğinde ise atmosfer keskinleşir. Kuponu hala devam edenlerin yüzündeki o gergin heyecan uzaktan bile hissedilirken, son ayakta kuponu yatanların durgunluğu bir başka olur. Onlar, biten yarışı dev ekranlardan sessizce ve tekrar tekrar izlerken adeta “nerede hata yaptım” diye düşünürler. 

Günün sonu, bir önceki günün sonu gibidir. 

Kalabalık dağılır… Etrafta yine o yırtık kuponlar, buruşturulmuş bültenler ve boş bardaklar kalır. Çoğunluk için gün kayıpla kapanmıştır. Ama hipodromda o günü geçirenlerin büyük bir kısmı çıkış kapısına doğru yürürken yenilmiş hissetmez. Çünkü zihinlerinde çoktan yarının bülteni açılmış, bir sonraki yarış gününde kimlere oynayacaklarının planı yapılmaya başlanmıştır. Veliefendi’de umut, her yarıştan sonra yeniden doğar. 

Veliefendi Hipodromunda Foto Röportaj Atölyesi Albümü